(2709 S. K. m. 28) (5187 S. K. m. 1, 3) (4721 S. K. m. 24, 25) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Davacı İbrahim Kahraman vekili Avukat Mehmet Savruk tarafından, davalı Basın Yatırım San. ve Tic. A.Ş adına Yönetim Kurulu Başkanı M.Bülent Ergin ve Aslı Gaz. ve Mat. A.Ş aleyhine 17.01.2005 gününde verilen dilekçe ile yayın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 25.07.2007 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davalılardan Aslı Gaz. ve Mat. A.Ş vekili, duruşmasız olarak incelenmesi de davacı vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 13.11.2008 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine taraflardan kimsenin gelmediği görüldü, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, yayın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece dava kısmen kabul edilmiş, kararı davacı ile davalılardan Aslı Gaz. ve Mat. A.Ş temyiz etmişlerdir.
Davacı, başhekim olup, 21.12.2004 tarihli Akşam Gazetesi'nde Bunun Adı Düpedüz Hasta Ticareti, Rant için Kalp Ameliyatı başlıklı yayınla kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu, ortağı olmadığı halde Özel Sevgi Hastanesi'nin ortağı olduğunun ve hastaları oraya yönlendirdiğinin yazıldığını, yayında adı geçen hastanın kendi isteği ile sözü edilen hastanede ameliyat olduğunu. rant için ameliyat yapma ve SSK'yı zarara uğratma durumunun olmadığını, yayının gerçek dışı olduğunu ileri sürerek manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalı taraf ise husumet itirazında bulunmuş, yayının gerçek olduğunu, SSK'nın davacı hakkında soruşturma başlattığını, vatandaşlar tarafından yayın konusu olaylar nedeniyle şikayetlerin bulunduğunu, yayının görünürdeki gerçeğe uygun olduğundan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, yayımlayan ve marka lisans sahibi Aslı Gaz ve Mat. A.Ş yönünden, yapılan bilirkişi incelemesine de dayalı olarak davacının hastayı yönlendirmesi bulunmadığı, görevi kötüye kullandığı şüphesi oluşturacak eylemi olmadığı ve davacının kişilik haklarına saldırıldığı kabul edilerek dava kısmen kabul edilmiştir.
Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.
Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanununun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur.
Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.
Somut olayda davacının, dava konusu olan ve özel hastanede yapılan, üstelik gerekliliği tartışmalı olan ameliyat nedeniyle sahte isim ile SSK'ya şikayet edildiği, 01.12.2004 tarihinde kurumdan davacının başhekimliğini yaptığı hastaneye muhakik tayin edilerek konunun araştırılması için yazı yazıldığı; muhakikin yayın tarihinden iki gün sonra raporunu hazırladığı ve bu raporun 28.12.2004 tarihinde SSK'ya gönderildiği anlaşılmaktadır. Şu durumda yayın tarihinde dava konusu ameliyat nedeniyle davacının, muhakik incelemesinin sürdüğü anlaşılmaktadır.
Ayrıca, dosyada tanık olarak dinlenen ve aynı hastanede görevli olan Dr. Mustafa Çetin tarafından da davacının Sevgi Hastanesi'nin gayri resmi ortağı olduğu ve hastaların oraya yönlendirilmesi konusunda davacıların diğer doktorlardan talepte bulunduğu da anlaşılmaktadır.
Yukarıda anlatılan muhakik incelemesi ve tanık beyanlarına göre, dava konusu yayının görünürdeki gerçeğe uygun olduğu, bu nedenle davacının kişilik haklarına saldırıdan söz edilemeyeceği ve dolayısıyla davanın tümden reddi gerekirken kısmen kabulü usul ve yasaya aykırı görüldüğünden kararın bozulması gerekmiştir.
Ayrıca HUMK'nun 275. maddesine göre hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan bir konuda bilirkişi dinlenemez. Mahkemece yasanın bu emredici hükmüne aykırı olarak bilirkişi görüşüne başvurulması da usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle davalılardan Aslı Gaz. ve Mat. A.Ş yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve temyiz eden davalıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 13.11.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy