(818 S. K. m. 41)
Dava: Davacı H. Y. vekili Avukat G. P. tarafından, davalı Adalet Bakanlığı ve B. D. aleyhine 18.03.2003 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 21.03.2008 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı ile davalı Adalet Bakanlığı vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı Adalet Bakanlığının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davacının diğer temyiz itirazına gelince; dava, icra memurunun kusurlu işlemi nedeniyle uğranılan zararın ödetilmesi istemine ilişkin olup davacı, davalı bakanlığa bağlı icra memurunun, kendisi ile aynı adı taşıyan dava dışı borçlu ile kendisinin kimlik bilgilerini yeterli şekilde kontrol etmeyerek adına kayıtlı taşınmazın haczedilip satılmasına yol açtığını ileri sürerek maddi ve manevi tazminat istemiştir. Yerel mahkemece, davacının elinden çıkan taşınmazın tapusunun iptali için açtığı davada taşınmazı ihale yoluyla satın alan üçüncü kişilerle anlaşmış olması nedeni ile % 50 oranında kusurlu bulunduğu benimsenerek maddi tazminat isteminde % 50 oranında indirim yapılarak istemin bir bölümü kabul edilmiştir. Karar, taraflarca temyiz olunmuştur.
Davacı ile aynı adı taşıyan ancak, doğum günü ve doğum yeri farklı olan dava dışı kişinin borcundan dolayı başlatılan icra takibinde, nüfus kimlik bilgilerini gereği gibi incelemeyen davalı B. D.'ın kusurlu bulunduğu, dava konusu taşınmazın icra aracılığı ile üçüncü kişilere satılmasında davacının herhangi bir kusurlu eylemi bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacının sahibi olduğu taşınmazı geri almak için üçüncü kişilerle sulh anlaşması yapması, zararın oluşmasına yol açan kusurlu bir eylem olarak nitelendirilerek, belirlenen tazminattan indirim yapılması doğru değildir. Şu durumda yerel mahkemece, davacının istemi de gözetilerek, tüm zarardan davalının sorumlu tutulmamış olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenle davacı yararına BOZULMASINA; davalı Adalet Bakanlığı'nın tüm, davacının diğer temyiz itirazlarının (1) sayılı bentte gösterilen nedenlerle reddine ve temyiz eden davacıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 02.04.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy