(818 S. K. m. 41, 49) (1086 S. K. m. 222)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 03/02/2008 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabul üne dair verilen 03/03/2009 günlü kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne ve miktar itibariyle duruşma isteminin reddine karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, haksız eylem niteliğindeki hakaret nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, kendisinin ve davalının avukat olduklarını, bir soruşturma dosyasında, hakkında soruşturma yürütülen kooperatifin eski ve yeni yönetiminin vekilleri olarak karşılaştıklarını, davalının kendisine hakaret ettiğini, hakaret suçu nedeni ile cezalandırıldığını belirterek, kişilik haklarına saldırı nedeniyle davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmasını istemiştir.
Davalı ise, süresi içinde verdiği yanıt dilekçesi ile zamanaşımı savunmasında bulunmuştur.
Yerel mahkemece; davalının, davacıya yönelik hakaret suçundan dolayı cezalandırıldığı gerekçesiyle istemin bir bölümü kabul edilmiştir.
Davacı, 03.02.2008 günü harcının ödediği dilekçe ile dava açmış, dava dilekçesi davalıya 19.02.2008 günü tebliğ edilmiş, davalı 28.02.2008 günlü yanıt dilekçesi ile zamanaşımı savunmasında bulunulmuştur.
Yasalarda defi, davalının yerine getirmesi gereken bir edimi, özel bir nedenle yerine getirmekten kaçınması olanağı sağlayan bir hak olarak tanımlanmaktadır. Bunlardan birisi olan zamanaşımı savunması (defi), süresinde ve yöntemine uygun biçimde ileri sürüldüğünde işin esasının incelenmesine geçilmez ve bu savunma Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 222 ve izleyen maddeleri gereğince ön sorun (hadise) biçiminde incelenip karara bağlanır, zamanaşımının gerçekleştiği sonucuna varılırsa dava salt bu nedenle reddedilir.
Yerel mahkemece, davalının zamanaşımı savunması hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeden işin esası hakkında karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA; bozma nedenine göre davalının öteki temyiz itirazlarının incelenmesi ne şimdilik yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 25.05.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy