(818 S. K. m. 47)
Davacı E.İ. vekili Avukat Ş.I. tarafından, davalı D.Ü. aleyhine 27.06.2008 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 28.05.2009 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 03.06.2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davalı D.Ü., Adana C. Başsavcılığına davacı E.İ. ile ilgili şikayetinde;
Davacı ile 3 yıl önce tanıştığını davacının kendisi ile evlenmek istediğini söylediğini, tanışmalarından bir kaç ay sonra arkadaşlığını bitirmek istediğinde davacının beni öldüreceğini, birlikte çektirdiği resimleri aileme göstereceğini, beni rezil edeceğini söyleyerek tehdit ettiğini kendisi ile cinsel ilişkiye girmem halinde resimleri iade edeceğini, bir daha rahatsız etmeyeceğini söylediğini, bu yüzden cinsel ilişkiye korktuğu için girdiğini ve tehditlerinin devam etmesi ve beni devamlı korkutması nedeniyle cinsel ilişkiye girdiğini bu nedenle ilişkilerinin devam ettiğini bildirerek şikayetçi ve davacı olmuştur.
Cumhuriyet Savcılığı'nca alınan ifadesinde, davacı olan şüpheli iddiaların hiç birini kabul etmemiştir. Yapılan hazırlık soruşturması sonucunda Adana Cumhuriyet Başsavcılığı'nca verilen 2007/24170 Karar sayılı 26.10.2007 tarihli kovuşturma açılmasına yer olmadığına ilişkin kararda;
Şikayetçinin (davalının) anotomikman bakire olması, şüpheli davacının evinde bulunan digital kamera, flash disk, 63 adet bandrolsüz CD, laptop bilgisayar ve 13 adet bilgisayar disketi üzerinde yapılan incelemede şikayetçi (davalı) ile şüpheli (davacı)'nın herhangi bir video ve resim görüntüsüne rastlanılmadığın tespit edilmiş olması karşısında şikayetçi (davalının) soyut iddiası haricinde şüpheli (davacı) hakkında kovuşturma açılmasını gerektirecek ve yeterli şüphe oluşturacak deli bulunmaması nedeniyle kamu adına kovuşturma açılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Kovuşturma açılmasına yer olmadığına dair C. Başsavcılığı kararı ve eklerinden de anlaşılacağı üzere, davalı (şikayetçinin) soyut iddialarından başka şüphe duyulmasını gerektirecek kadar dahi iddia ve şikayeti doğrulayacak delil ve emarenin bulunmaması karşısında davalının (şikayetçinin) şikayetinin çok açık bir şekilde haksız olduğu gibi, davalı (şikayetçi)nin davacı (şüpheli aleyhine 25.06.2008 tarihli gazetede haber yapılmasını sağlaması da davacıya karşı haksız fiil oluşturur.
Kaldı ki, davalının reşit ve mümeyyiz olması davalının şikayetinde ileri sürdüğü iddialardaki olayların üzerinden 3 yıl gibi uzunca bir sürenin geçmiş olmasına rağmen davalının şikayette bulunmamış olması, dava dosyası içinde davalının mesajları ile ilgili kayıtlar göz önüne alındığında davalının iddialarının hiç doğru ve samimi olmadığı, iddia edildiği gibi bir kısım yaşanmış hatıralar ve olayların varlığı kabul edilse dahi bunların tamamının reşit ve mümeyyiz olan davalının istek ve kabulleri doğrultusunda olduğu, korkutulduğu gerekçesi ile şikayette bulunamadığı savunmasının özellikle telefon mesajları göz önüne alındığında hiç inandırıcı ve samimi olmadığının anlaşılması karşısında davalının kötü niyetli olduğu açıkça davacıya zarar vermek için haksız şikayette bulunduğu ve gazeteye haber yaptırdığı görülmektedir.
Yerel mahkemenin davayı ret gerekçesinde ortaya koyduğu hususlar somut olan haksız şikayetin konuları ile örtüşmediği gibi, bu yöndeki iddialarda soyut beyandan ibaret olup, delil ve kanıtlama yoktur.
Şu halde, davalının şikayeti ve gazetede davacı ile ilgili haber yaptırması tamamen soyut iddialardan ibaret olup, delil ve emare bulunmaması nedeniyle haksızdır. Davalı şikayet hakkını kötüye kullanmıştır. Bunun sonucu olarak davacı lehine uygun bir tazminat verilmesi yerine davanın reddine ilişkin kararı doğru bulmadığını için sayın çoğunluğun onamaya ilişkin görüş ve düşüncelerine katılmıyorum. 03.06.2010 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy