(4721 S. K. m. 1007) (818 S. K. m. 60)
Dava: Davacı H.Y. vekili Avukat N.Ş. tarafından, davalı Maliye Hazinesi aleyhine 10/09/2008 tarihinde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 18/06/2009 tarihli kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak tetkiki davalı vekili tarafından süresi içerisinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 09/11/2010 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı hazine vekili Av. D.G. geldi, karşı taraftan davacı vekili gelmedi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
Karar: Dava, tapu sicilinin tutulmasından dolayı uğranılan zararın, Devletin sorumluluğuna ait Medeni Yasa'nın 1007. maddesi gereğince, ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, tapu siciline ve geçerli tapu kaydına dayanarak kazandığı mülkiyet hakkının bedelsiz ve isteği dışında, taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı gerekçesiyle, iptal edilmesinden dolayı uğradığı zararın ödetilmesini istemiştir.
Davalı idareye dava dilekçesi 08.10.2008 günü tebliğ edilmiş, idare vekili 13.10.2008 tarihli yanıt dilekçesi ile zaman aşımı savunmasında bulunarak davanın zaman aşımı ve esas yönünden reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Yerel mahkemece, zaman aşımı savunması hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmeden, keşif sonucu belirlenen taşınmaz bedelinden indirim yapılarak davalının sorumluluğuna karar verilmiştir.
Borçlar Yasası'nın 60/1. maddesinde ön görülen bir senelik zaman aşımı süresi, zarara uğrayanın, zararın varlığını ve zarar vereni öğrendiği günden itibaren işlemeye başlar. Aynı Yasa'nın 60/2. maddesi gereğince zarara yol açan eylemin, aynı zamanda suç sayılan bir eylemden doğmuş olması durumunda olayda uygulanacak zaman aşımı süresi, o suçun bağlı olduğu (uzamış) ceza zaman aşımı süresidir.
Tapu sicilinin tutulmasından dolayı uğranılan zararın Devletin sorumluluğuna ait Medeni Yasa'nın 1007. maddesi gereğince ödetilmesi istemine ait davadaki zarar, kamu tüzel kişisi olan davalının suç sayılan bir eyleminden doğmadığına göre, olayda uygulanacak olan zaman aşımı süresi bir yıl olup (uzamış) ceza zaman aşımı uygulanmaz.
Dava konusu olayda, davacı adına kayıtlı olan 1164 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı, Samandağ Asliye Hukuk Hakimliği'nin 16.11.1999 tarih ve 1995/232-1999/462 sayılı kararı ile kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı gerekçesiyle iptal edilmiş ve Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 24.05.2001 tarihli kararı ile onanan karar, 19.07.2001 günü kesinleşmiştir. Bu kararın kesinleştiği tarih zararın varlığını ve sorumlusunu öğrenen davacı, tapunun iptal edilmesine ait kararının kesinleştiği günden sonraki bir yıl içinde değil, Borçlar Yasası'nın 60/1. maddesinde öngörülen bir senelik zamanaşımı süresi geçtikten sonra, 10.09.2008 gününde, eldeki davayı açmıştır.
Yerel mahkemece açıklanan olgular ve davalının kanuni sürede zaman aşımı savunmasında bulunduğu gözetilerek, davanın zaman aşımı sebebiyle reddine karar verilmesi gerekirken, davalının sorumlu tutulmuş olması usul ve kanuna uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz edilen kararın, yukarda gösterilen sebeplerle BOZULMASINA; bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve temyiz eden davalı hazine yararına takdir edilen 750,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine 09/11/2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy