(818 S. K. m. 49)
Dava ve Karar: Davacı E. A. Ç. vekili tarafından, davalı D. Gazetecilik A.Ş. ve diğerleri aleyhine 26/10/2007 gününde verilen dilekçe ile basın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan doğan manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 18/03/2009 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Dava, yayın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan doğan manevi tazminat istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, istem reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Dava konusu yayında, Üstadın zorlarsa başlığı altında Devlet memurları için yapılan sınavların daha nesnel ölçülere bağlanması gerektiği belirtilerek en son Sağlık Bakanlığı Müfettiş Yardımcılığı yazılı sınavını kazanan adaylarla bir öngörüşme yapıldığı, öngörüşmeyi yapan Sağlık Bakanlığı görevlileri S. E., A. K. ve E. A. 'in adaylara çok ilginç sorular sorduğu, bu soruların Tabiatı Okumak Nedir? Milli ve manevi duyguların nelerdir? Hangi gazete ve yazarı takip ediyorsun? Üniversite yıllarında hangi yurtlarda kaldın? Cihat nedir? Diğer ismi nedir? Marianna çukuru nedir? Derinliği ne kadardır? Hükümetin Kıbrıs politikası nasıldır, Ulusalcılar niçin Kıbrıs elden gidiyor diye çığırtkanlık yapıyor? Kul hakkı nedir? Namaz kılar mısın? Üstadın zorlarsa ne yaparsın? gibi sorular sorulduğu, bu öngörüşmeden bir hafta sonra da mülakat yapıldığı, göreve alımların başarı ölçülerine göre değil öngörüşmedeki yanıtlara uygun olarak yapıldığı, AKP döneminde çoğu kez mülakatlarda hakkaniyet çiğnendiği, şikayet sonucu kimi sınavların Danıştay tarafından iptal edildiği, AKP iktidarının dinci kadrolaşmaya dönük ayıpları sürdürdüğü biçiminde yayın yapıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı, Sağlık Bakanlığı'nda müfettiş olarak görev yaptığını; ancak, haberde sözü edilen sınav ve eğitim komisyonlarında görevli olmadığını, yayının bu yönünün gerçeklik niteliği taşımadığını, haberde söz edilen siyasi ayırımcılıkla, dini kadrolaşmaya yardımcı olmakla suçlandığını, okuyucuların gözünde laik olup olmadığı yönünde yanlış kanı uyandırıldığını, haksız yere ilgisi olmayan bir konuda müfettiş kimliği ve ismi kullanılarak mesleki saygınlığına ve kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu belirterek, davalıların manevi tazminat ile sorumlu tutulmasını istemiştir.
Davalılar ise, M. A. tarafından yazılan dava konusu köşe yazısının devlet memurları için yapılan sınavların nesnel ölçülere bağlı kalınarak yapılmadığı belirtilerek ve eleştirel sınırlar aşılmadan, sınavı yapan kurumların eleştirildiğini, AKP döneminde yapılan Devlet sınavları hakkında çeşitli şikayetler bulunduğu, bazı sınavların Danıştay tarafından iptal edildiği bir ortamda dava konusu köşe yazısının güncel ve tamamen kamu yararı gözetilerek yazıldığını, davacının adının yazının sadece bir satırında geçtiğini tekzip yayınlandığını ileri sürerek istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Yerel mahkemece, davacının adının E. A. Ç. olmasına rağmen gazete yazısında E. A. isminin bulunduğu, haber nedeniyle davacının kişilik haklarına her hangi bir saldırı söz konusu olmadığı gerekçesiyle istem reddedilmiştir.
Haberde davacının soy ismindeki bir harfin yanlış yazılması ve ikinci soyadının hiç yazılmamış olması yöneliklik unsurunu ortadan kaldırmaz. Sağlık Bakanlığı'nda aynı ad ve soyadını taşıyan başka bir müfettiş olmadığı gibi haberde adı geçen kişinin davacı olduğu anlaşılmaktadır. Davacının, haberde söz edilen komisyonlarda görev almadığı konusunda, taraflar ile yerel mahkeme arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sınav ve eğitim komisyonlarında görev almayan davacının adının yayında yer alması gerçeğe uygun değildir. Ortalama değer yargılarına göre haberde ortaya çıkan sonuç; sınav komisyonunda yer alan kamu görevlilerinin görevlerini kurallara uygun bir biçimde yerine getirmedikleri ve kurallara aykırı davranış sergiledikleridir.
Davacının bu olumsuz sonuç ile ilişkilendirilmiş olması onun kişilik haklarına saldırı oluşturur.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, davacı yararına uygun bir tutarda manevi tazminat takdir edilmemiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın Bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 07.10.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy