(2709 S. K. m. 129) (2577 S. K. m. 2) (818 S. K. m. 41, 47) (1086 S. K. m. 74)
Dava: Davacı U.B.'a velayeten Z.B. ve Ş. B. vekili tarafından, davalı B.Y. (S.) ve diğerleri aleyhine 16.05.2000 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kabulüne dair verilen 05.02.2009 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davalı B.Y. (S.) vekili, duruşmasız olarak incelenmesi de davalılar S.A.vekili ve davalı Sağlık Bakanlığı vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 20.10.2009 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı B.Y. vekili gelmedi, karşı taraftan davacılar vekili ile davalı S. A. vekili geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalılar B. Y. (S.) ile S. A.'ın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları ile reddedilmelidir.
2- Diğer temyiz itirazına gelince; dava, sakatlığa yol açan tedavi nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem kabul edilmiş; karar, davalılar tarafından temyiz olunmuştur.
Davacılar, küçük çocukları U.B.'ı muayene eden davalı doktor ile iğne yapan davalı hemşirenin, gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek, küçükte kalıcı sakatlığa yol açtıklarını belirterek uğradıkları maddi ve manevi zararın ödetilmesini istemişlerdir.
Davalılar ise, haksız yere açılan davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Yerel mahkemece, küçüğe miktarı fazla iğnenin yanlış yerden yapılmış olması nedeniyle davalı doktor ile hemşirenin kusurlu olduğu benimsenerek istem kabul edilmiştir.
Davacılar, 24.10.2003 günlü ıslah dilekçesi ile dava açarken saklı tuttukları fazlaya ilişkin hakları kapsamındaki iş göremezlik tazminatı isteklerini artırmışlar ancak, ıslah ettikleri tazminata faiz yürütülmesini istememişlerdir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 74. maddesi gereğince yargıç, tarafların iddia ve savunmaları ile bağlı olup ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Islah dilekçesiyle artırılan tazminat başlı başına ayrı bir dava niteliğinde olduğuna ve davacılar da artırılan tazminata faiz yürütülmesini istemediklerine göre ıslah dilekçesinde istenilen tazminata da olay gününden itibaren faiz yürütülmüş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
3- Davalılardan Sağlık Bakanlığı'nın temyiz itirazına gelince; davacılar, sonradan Sağlık Bakanlığı'na devredilen SSK hastanesindeki tedavi nedeniyle küçüğün zarar gördüğünü belirterek tazminat istemişlerdir. Davacıların çocuğunun sağlık hizmetinin işleyişi sırasında sakat kaldığı anlaşılmaktadır.
Sağlık hizmetlerinin nasıl, hangi koşullarda ve kimler tarafından yapılacağını, tedavi uygulayacak personelin alımı, eğitimi ve çalışma usullerini belirlemek, sağlık hizmetlerinin işleyişini denetlemek Sağlık Bakanlığı'nın yasayla belirlenen görevleri arasındadır. Bu görevin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi nedeniyle hizmet kusuru niteliğindeki idari işlemi ya da eylemden doğan zararlardan dolayı İdari Yargılama Usulü Yasası'nın 2/1-b maddesi gereğince idare'ye karşı, idari yargı yerinde tam yargı davası açılması gerekir.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, davalılardan Sağlık Bakanlığı yönünden yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddedilmesi gerekirken işin esasının incelenmiş olması doğru olmadığından karar bu nedenle de bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle davalılardan B. Y. (S.) ile S. A. yararına; (3) sayılı bentte gösterilen nedenlerle diğer davalı Sağlık Bakanlığı yararına BOZULMASINA; davalılar B. Y. (S.) ile S. A.'ın öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve temyiz eden davalılar B. Y. ve S. A.'dan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 20.10.2009 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken (görevlerini yaparken) kusurları sonucu şahıslara zarar vermelerinden kaynaklanan ve zarar gören şahısların kamu görevlileri aleyhine adli yargıda açtıkları tazminat davasıdır.
Anayasa'nın 129/5. maddesindeki Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak ancak idare aleyhine açılabilir hükmü ile buna paralel olarak düzenlenmiş olan 657 sayılı Devlet Memurları Yasası'nın 13. maddesi hükmünün açık, net ve amir olması, bu düzenlemeler gereğince kamu görevinden dolayı zarar gören kişilerin ancak idare aleyhine idari yargıda dava açabileceği, kamu görevlisi aleyhine adli yargıda dava açılmasının ve açılacak bu davalarda kamu görevlisinin kişisel kast veya kusurunun araştırılmasının mümkün olmaması, yasa hükümlerine aykırı yorum ve uygulama yapılamayacağı, idari yargının görevine giren davaların kamu düzenine aykırı sonuç doğuracak şekilde adli yargıda görülemeyeceği, kamu görevlileri hakkında adli yargıda kişiler tarafından açılan tazminat davalarının kast ve kusur araştırması yapılmaksızın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne (1) ve (2) 'nci bentler yönünden katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy