(233 S. KHK. m. 3)
Dava: Dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece davaya hakem sıfatıyla bakılarak istem kabul edilmiş; davalının temyiz istemi hakem kararına itiraz olarak nitelendirilerek itirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir. Davacının isteminin hakem sıfatıyla verilen kararın görev yönünden temyize ilişkin olduğu gözetilerek hakem sıfatıyla itirazın reddine ilişkin olarak verilen 30/01/2009 günlü kararının kaldırılmasına karar verilerek, istemin kabulüne ilişkin olarak verilen kararın temyiz incelenmesine geçilmiştir.
Karar: Davacı, davalı Boru Hatları ile Petrol Taşıma AŞ'nin doğalgaz hattı projesi kapsamında, kendisine ait sulama kanallarına verdiği zararın ödetilmesini istemiştir.
Davalı şirket, davanın hakem sıfatıyla çözümlenemeyeceğini savunmuştur.
Yerel mahkemece, davalının sermayesinin tamamı Hazine tarafından karşılanan bir kamu kurumu olduğu gerekçesiyle görev itirazı reddedilerek işin esası hakkında karar verilmiştir.
Davalı şirket, 15/08/1974 günü Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı'na Bağlı Ortaklık olarak kurulmuş; 08/02/1995 gün ve 95/6526 sayılı Bakanlar Kurulu Karan gereğince 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 3. maddesine göre Kamu iktisadi Teşekkülü şeklinde yapılandırılmış bir iktisadi Devlet Teşekkülüdür.
Bir kamu iktisadi teşebbüsünün tacir sayılabilmesi için ticari şekilde işletilmek üzere kurulması yeterlidir. Burada sermayenin kime ait olacağına ilişkin bir ölçüt belirtilmediğinden kendi kuruluş yasaları (ana statüleri) gereğince özel hukuk düzenlemelerine göre idare edilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere kurulan teşebbüslerin tacir sayılacağı kabul edilmelidir. Ana statüsünün 3/2 maddesinde de davalının özel hukuk hükümlerine tabi olduğu belirtilmiştir. Davalının sermayesinin devlete ait olması ve bazı yönetim organlarının atama usullerinin özellik göstermesi bu kuruma kamu hukuku kurumu niteliğini vermediğinden bu kuruluşlar özel hukuk tüzel kişisi olup haklarında özel hukuka ilişkin kurallar uygulanır.
Şu durumda açıklanan yönler gözetilerek, davanın genel mahkeme sıfatıyla bakılıp sonuçlandırılması gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle, hakem sıfatıyla işin esasının incelenmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA ve temyiz eden davalı yararına takdir olunan 625,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
3533 Sayılı Kanun'un 6. maddesine göre bu kanun uyarınca hakem tarafından verilen kararların temyiz edilebilme niteliği olmayıp, aynı kanunun 6/2 maddesi gereğince sadece 30 gün içinde itirazı mümkündür. Bu durumda dilekçenin itiraz niteliğinde olduğunun kabulü ile isteğin hakemce incelenmesi gerekir.
Gerekli inceleme hakemce yapılıp, bir karar verilmiş ve itiraz üzerine verilen bu karar da, aynı kanunun 6/3 maddesine göre kesin olarak verilen kararlar hiç bir gerekçe ile (kamu düzeni gerekçesi ile de olsa dahi) temyiz edilemeyeceğinden sadece yazılı emir yolu ile kanun yararına temyiz edilebileceğinden ve somut olayımızda yazılı emir yolu ile kanun yararına temyiz de istenmediğinden, temyiz dilekçesi olarak verilen dilekçenin reddine karar verilmesi düşüncesinde olduğumdan, sayın çoğunluğun temyiz talebini kabul ederek esas yönden karar verme düşüncelerine katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy