(3621 S. K. m. 5, 9) (6831 S. K. m. 1)
Dava: Davacı F. Ö. vekili tarafından, davalı Hazine aleyhine 29.04.2004 gününde verilen dilekçe ile maddi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 10.02.2009 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili, duruşmasız olarak da davalı vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 15.12.2009 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili ile karşı taraftan davalı hazine vekili geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: 1-) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-) Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince;
a) Davacı, satın alarak sahibi olduğu taşınmazın bir bölümünün orman niteliğinde bulunması, bir bölümünün de kıyı kenar çizgisi içinde kalması nedeniyle açılan dava sonucunda Hazine adına tescil edildiğini belirterek, tapulu taşınmazın iptal edilen bölümünün sürüm değerinin ödetilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece bilirkişi raporu yönünde, istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar taraflarca temyiz olunmuştur.
Yerel mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda; satın alma bedeli ile emlak vergisi beyan değeri üzerinden enflasyon, döviz ve altın fiyatlarına göre taşınmazın dava tarihi itibariyle ulaşabileceği değer belirlenmiş; ayrıca, taşınmazın sürüm değeri de oranlanmak suretiyle zararın kapsamı hesaplanmıştır.
Davacı, kural olarak gerçek zararını isteyebileceğinden bilirkişi tarafından yapılan hesaplama biçimi kabul edilemez. Diğer yandan, el koyma işleminin tamamen yasal zorunluluklardan kaynaklandığı göz önünde tutulmalıdır.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, taşınmazın dava tarihi itibariyle belirlenen sürüm değerinden uygun bir tutarda indirim yapılmak suretiyle zarar kapsamı belirlenip sonucuna göre karar verilmemiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
b) Davacının zararı dava tarihi itibariyle gerçekleşmiş olduğundan davacının istemi de gözetilerek kabul edilen tazminatın tümüne dava gününden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken, ıslah edilen bölümü yönünden ıslah gününden itibaren faiz yürütülmüş olması doğru olmadığından karar bu nedenle de bozulmalıdır.
3-) Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince; davacının adına kayıtlı taşınmazın 3.118,81 metrekarelik bölümü iptal edilmiş olup zararın da bu miktar üzerinden hesaplanması gerekirken taşınmazın tümü olan 3.500 metrekare üzerinden tazminat belirlenmesi de bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda (2/a ve b) sayılı bentte gösterilen nedenlerle davacı yararına; (3) sayılı bentte gösterilen nedenle davalı yararına BOZULMASINA; tarafların öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve temyiz eden davacı yararına takdir olunan 625,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davalıya ve temyiz eden davalı yararına takdir olunan 625,00 TL'sinin de davacıya yükletilmesine ve davacıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 15.12.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy