(2709 S. K. m. 129) (657 S. K. m. 13)
Dava: Davacı Tavşanlı Orman İşletme Müdürlüğü vekili Avukat Ahmet Durak tarafından, davalı TCDD Genel Müdürlüğü ve diğerleri aleyhine 06.04.2009 gününde verilen dilekçe ile maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalılar Halil Kökdemirci ile Abdullah Durgut hakkındaki davanın husumet nedeni ile reddine, davalı TCDD Genel Müdürlüğü hakkındaki davanın yargı yolu bakımından reddine dair verilen 07.04.2009 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere göre davacının davalılardan TCDD Genel Müdürlüğü hakkındaki temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davacının diğer davalılar Halil Kökdemirci ile Abdullah Durgut'a yönelik temyiz itirazlarına gelince; dava, davalı Devlet Demiryollarına ait trenin, lokomotif ve vagon balatalarının ısınması nedeniyle koparak fırlayan kızgın demir parçalarının, demiryolu kenarındaki otlar arasına düşmesi üzerine çıkan yangın sonucunda devlet ormanına verilen zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, davalılardan TCDD yönünden yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesi; diğer davalı makinistler yönünden husumet nedeniyle istem reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Anayasa'nın 129/5 maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası'nın 13/1 maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen biçim ve koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabilir. İdare aleyhine böyle bir davanın açılabilmesi, hizmet kusurundan kaynaklanmış, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlar ile sınırlıdır. Kamu görevlisinin, özellikle haksız eylemlerde, Anayasa ve özel yasadaki bu güvenceden yararlanma olanağı bulunmamaktadır.
Davacı, davalı gerçek kişilerin kişisel kusurlarına dayandığına göre, dava konusu eylemden dolayı davacının uğradığı zararın davalıların kişisel kusuru sonucu gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak varılacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekir.
Yerel mahkemece, açıklanan yönler gözetilmeyerek, yerinde olmayan gerekçeyle yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda 2 sayılı bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, davacının davalılardan TCDD Genel Müdürlüğü'ne yönelik temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 11.06.2009 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Dava, kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken (görevlerini yaparken) kusurları sonucu şahıslara zarar vermelerinden kaynaklanan ve zarar gören şahısların kamu görevlileri aleyhine adli yargıda açtıkları tazminat davasıdır.
Anayasa'nın 129/5. maddesindeki Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak ancak idare aleyhine açılabilir hükmü ile buna paralel olarak düzenlenmiş olan 657 sayılı Devlet Memurları Yasası'nın 13. maddesi hükmünün açık, net ve amir olması, bu düzenlemeler gereğince kamu görevinden dolayı zarar gören kişilerin ancak idare aleyhine idari yargıda dava açabileceği, kamu görevlisi aleyhine adli yargıda dava açılmasının ve açılacak bu davalarda kamu görevlisinin kişisel kast veya kusurunun araştırılmasının mümkün olmaması, yasa hükümlerine aykırı yorum ve uygulama yapılamayacağı, idari yargının görevine giren davaların kamu düzenine aykırı sonuç doğuracak şekilde adli yargıda görülemeyeceği, kamu görevlileri hakkında adli yargıda kişiler tarafından açılan tazminat davalarının kast ve kusur araştırması yapılmaksızın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne 2. bent yönünden katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy