(1512 S. K. m. 162) (818 S. K. m. 44)
Dava: Davacı M. B. vekili Avukat Burhan Özdemir tarafından, davalı M. Ö. ve H. Ö. aleyhine 15/10/2007 gününde verilen dilekçe ile maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 04/03/2008 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere göre davacının davalılardan M. Ö.'ya yönelik temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davacının diğer davalı H. Ö.'e yönelik temyiz itirazına gelince; dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan maddi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, istem reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, 04.05.2006 günü kendisini M. Ö. olarak tanıtan bir kişiden, harici satış sözleşmesi ile araç satın aldığını, satış bedelini peşin ödediğini, bu kişinin aynı gün Ürgüp Noteri olan diğer davalı H. Ö. tarafından düzenlenen oto satış vekaletnamesi ile araca ait ruhsatnamesini kendisine teslim ettiğini, satın aldığı aracı adına tescil ettirmek üzere başvurduğu Kayseri Trafik Tescil Müdürlüğü'nde satın aldığı aracın plakasının, ruhsatının, trafik ve tescil belgelerinin sahte, aracın da çalıntı olduğu anlaşılarak araca el konulduğunu belirterek, uğradığı zararın davalılardan alınmasını istemiştir.
Yerel mahkemece, davalılardan M. Ö.'ya ait nüfus kimlik belgesi ile Ürgüp Noterliği'ne gelen kimliği saptanamayan bir kişi tarafından araç satışını gerçekleştirmek amacıyla davacıya vekaletname verildiği ve gerçek araç sahibi M. Ö.'nın satış sözleşmesinin tarafı olmadığı gerekçesiyle M. Ö. hakkındaki istem husumet yönünden; diğer davalı noter tarafından düzenlenen vekaletnamenin dayanağı olan nüfus kimlik belgesi aslının dosyaya sunulamadığı, nüfus kimlik belgesinin aldatma yeteneği bulunmadığının kanıtlanamadığı gerekçesiyle de diğer davalı noter hakkındaki istem reddedilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, aracın gerçek sahibi olan M. Ö.'ya ait nüfus kimlik belgesindeki kimlik numarası ile doğum tarihinin, satış vekaletnamesinin dayanağı olan nüfus kimlik belgesinden farklı olduğu anlaşıldığına göre, sahte satış vekaletnamesi düzenleyen davalı Noter H. Ö.in ortaya çıkan zarardan sorumlu tutulması gerekir.
Ancak, aynı yanlışlığı fark etmeyen, aracın üzerinde bulunan plakaların, ruhsat ve trafik tescil belgelerinin üzerindeki mühür izlerinin özgün olup olmadıklarını incelemeyen davacının bu savsamasının da bölüşük kusurlu olduğu kabul edilerek, zarar kapsamının buna göre belirlenmesi gerekir.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilmeyerek, yerinde olmayan yazılı gerekçe ile davalılardan H. Ö. hakkındaki istemin de reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle davalılardan H. Ö. yönünden BOZULMASINA; diğer davalı M. Ö.'ya yönelik temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 27.05.2010 gününde oyçokluğuyla, karar verildi.
KARŞI OY AÇIKLAMASI
Dava, gerçek malik veya tasarrufa ehil olmayanların sahte oldukları sonradan anlaşılan vekaletname veya nüfus hüviyet cüzdanı gibi belgelerle gerçek maliklerin haberi olmadan noterlerden araç satışı veya gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi yapmaları sonucu malı elinden çıkan iyi niyetli gerçek maliklerin veya gerçek maliklerden mal aldığını sanarak mal almış olan iyi niyetli kişilerin uğradıkları zararlardan dolayı noterler aleyhine açmış oldukları tazminat davasıdır.
Dairemiz, uygulamalarında kusurlu sorumluluğu esas alarak noter işlemine esas alınan sahte belgelerin iğfal kabiliyetinin olup olmamasına bakmakta, sahte belgelerin iğfal kabiliyetinin olması halinde noteri sorumlu tutmamakta, iğfal kabiliyetinin olmaması halinde ise, noterde işlem yaptıranların sahte işlemlerdeki katkı payı göz önüne alınarak B.K'nun 43 ve 44. maddeleri gereğince indirim uygulamak suretiyle noteri sorumlu tutmaktadır.
Dairemizin açıklanan uygulaması göz önüne alındığında uyuşmazlık, noterlerin araç satışlarından veya gayrimenkul satış vaadi sözleşmelerinden doğan zararlarda kusursuz olarak mı, yoksa kusurlu olarak mı sorumlu olacaklarından kaynaklanmaktadır.
Doğru olan sonuca ulaşabilmek için konuya ilişkin yasal düzenlemelerin irdelenmesi gerekir.
Araç satışlarının Karayolları Trafik Kanununun 20. maddesi ve 1512 Sayılı Noterlik Kanununun 60/2. maddesi gereğince, Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmelerinin ise B.K'nun 213 ve 1512 sayılı Noterlik Kanununun 60/3. maddesi gereğince noterlerce yapılması geçerlilik şartı olarak zorunludur.
1512 sayılı Noterlik Kanununun; (1). maddesi gereğince "Noterlik bir kamu hizmetidir. Noterler hukuki güvenliği sağlamak ve anlaşmazlıkları önlemek için belgelendirir."
(72/3). maddesi gereğince "Noter, iş yaptıracak kişilerin kimlik, adres ve yeteneğini ve gerçek isteklerini tamamen öğrenmekle yükümlüdür."
(82/1). maddesi gereğince "Noter Kanunu hükümlerine göre belgelendirilen işlemler resmi sayılır."
(82/2). maddesi gereğince "Noterler tarafından düzenlenmiş olan hukuki işlemler sahteliği sabit olana kadar geçerlidir."
(85). maddesi gereğince "noterlerin tanzim ettiği tutanak, noterin ilgilisini tanıyıp tanımadığını, tanımıyorsa ilgilinin kişiliği hakkında ne yolda kanı sahibi olduğunu gösterir."
(162/1). maddesi gereğince "stajyer, katip ve katip adayları tarafından yapılmış olsa dahi noterler, bir işin yapılmamasından veya hatalı yahut eksik yapılmasından dolayı zarar görmüş olanlara karşı sorumludur."
Günlük yaşamda genellikle bir kısım sahte kişiler çeşitli yollarla temin ettikleri sahte vekaletname veya sahte nüfus cüzdanı ile noterliklerde başkalarına ait araç veya gayrimenkulleri satmakta bunun sonucu olarak hiçbir şeyden habersiz malı elinden çıkan gerçek malik veya noterin gerçek malik veya geçerli vekil olarak kabul edip işlem yaptığı kişiden gerçek malikten alıyormuş gibi notere inanarak iyi niyetle satın alan ancak, daha sonra işlemin sahte olduğunun anlaşılması üzerine satın aldığı mal elinden çıkan alıcı zarar görmekte ve zararlarından dolayı işlemi yapan noterlere karşı tazminat davası açmaktadır.
Araç satışları ile gayrimenkul satış vaadi sözleşmelerinin geçerli ve intikali sağlayıcı olabilmesi için yukarıdaki yasal düzenlemeler karşısında noterlerce yapılması zorunlu olduğu ve noterinde işlem yaparken yine yukarıdaki yasal düzenlemelerde belirtildiği gibi işlem yaptıran kişilerin (alıcı ve satıcının) kimliklerini ve isteklerini tamamen ve doğru olarak öğrenmekle yükümlü olması, noterlik işleminin hatalı ve eksik yapılmasından dolayı noterlerin hukuki sorumluluklarının kabul edilmesi göz önüne alındığında Türk Medeni Kanununun 1007. maddesinde düzenlendiği gibi, tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan devlet nasıl ki kusursuz sorumlu tutuluyorsa, sadece noterler tarafından resmi şekilde yapılması zorunlu olan araç satışı ve Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi yapılmasından kaynaklanan zararlardan dolayı da 1512 sayılı Noterlik Kanununun (162/1). maddesindeki noterlerin hukuki sorumluluğunun da kusursuz sorumluluk olması gerekir.
Zira, noterin sahte belgeler ile işlem yapması, gerçek maliki iyi tespit etmemesi, hatalı ve eksik işlemdir. Diğer bir deyişle noter sahte belgeler ile işlem yapmasa ne gerçek malik yönünden ve ne de notere güvenerek gerçek malikten satın alıyormuş gibi satın alan kişi yönünden bir zarar doğmayacaktır. Bu zararın meydana gelmesinde hiçbir şeyden haberi olmamasına rağmen malı elinden çıkan ne gerçek malikin ve ne de notere güvenerek malı satın alan iyi niyetli kişinin bu zararın meydana gelmesinde hiçbir kusuru yoktur. Gerçek malik ve iyi niyetli alıcı yönünden meydana gelen zarardan dolayı tek sorumlu noterdir. Noterin işlemi yaparken sahtecilik nedeniyle aldatılmasının, belgelerin iğfal kabiliyetinin olup olmamasının, zarar gören gerçek malik veya iyi niyetli alıcı yönünden hiçbir etkisi yoktur. Bu hususlar noter tarafından sahtecilik yapanlara karşı açılacak rücu davasında veya sahtecilik işleminde katkılarının olması halinde gerçek malik ve kötü niyetli alıcı yönünden ileri sürülebilir ve davaya etkisi olabilir. Noterin hatalı işlemi sonucu malı elinden çıkan gerçek malikin veya iyi niyetli alıcının zararlarından dolayı noterin sorumluluğunu azaltmak veya gerçek malik ile iyi niyetli alıcıyı noter haricinde tanımadıkları kişilere muhatap etmek özellikle Noterlik Kanununa, hukukun genel prensiplerine ve hakkaniyete aykırıdır.
Sonuç olarak; araç satışı ile Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesinin düzenlenmesinde satış ve intikalin geçerli olabilmesi için noterlerin yasa gereğince tek yetkili ve sorumlu olmaları, noterlerin işlemi yaparken ilgililerin kimlik ve gerçek isteklerini tamamen öğrenmekle yükümlü olmalarına rağmen hatalı olarak sahte belgelerin kullanılması nedeniyle (belgelerin iğfal kabiliyetinin olup olmaması önemli değil) gerçek malik yerine sahte satıcıların işlemi nedeniyle gerçek malikin haberi ve katkısı olmadan gerçek malikin malını noterlik işlemi ile satması halinde gerçek malikin ve notere güvenerek mali satın alan iyi niyetli kişinin doğmuş olan zararlarından dolayı noterin gerçek malik ve iyi niyetli alıcıya karşı Noterlik Kanununun (162/1). maddesindeki sorumluluğu kusursuz sorumluluktur.
Noterin sahtecilik yapanlara karşı rücu davası açma hakkı saklı kalmak kaydı ile gerçek malik ile iyi niyetli alıcının uğradığı zararları noter ödemekle yükümlüdür.
Sayın çoğunluğun aksi yöndeki düşüncelerine katılmıyorum. 27.05.2010 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy