(818 S. K. m. 41, 43, 44) (1086 S. K. m. 438)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 26/12/2006 gününde verilen dilekçe ile yaralanma nedeniyle tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 29/01/2009 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 04/05/2010 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili geldi, karşı taraftan davacı adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Diğer temyiz itirazına gelince; dava, haksız eylem nedeniyle yaralanmadan dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, ön dingili eski ve paslı olan traktörünü götürdüğü davalıya ait sıcak demir atölyesinde, davalının önlem almaksızın çekiçle vurarak dingilin cıvatalarını çıkardığı sırada, cıvatadan sıçrayan demir parçasının gözüne değmesi nedeniyle sağ gözünde görme kaybı oluşacak biçimde yaralandığını belirterek, tedavi gideri, geçici ve sürekli iş göremezlik zararı ile manevi tazminat istemiştir.
Davalı ise, olayda kusuru bulunmadığını, davacının işinin hatır için yapıldığını ve davanın zamanaşımına uğradığını ileri sürerek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Yerel mahkemece, kusur indirimi yapılmadan hesaplanan toplam 22.759,06 TL maddi tazminat ile 20.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınmasına karar verilmiştir.
Olayın gelişimi, davacının işinin yapılıyor olması ve cıvatalar çıkarılırken davacının da önlem almaksızın olay yerinde bulunarak kusurlu davranmış olması gözetilerek, Borçlar Yasası'nın 43 ve 44. maddeleri uyarınca, hesaplanan maddi ve belirlenen manevi tazminat tutarlarından uygun bir indirim yapılmalıdır.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilmeyerek, hiçbir indirim yapılmadan karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 438/son maddesi gereğince, davalının 10.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminat ile sorumlu tutulması suretiyle, kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle gerekçesinde ve hüküm fıkrasının manevi tazminat tutarına ilişkin 1 nolu bendinde yer alan
20.000,00
biçimindeki sayı dizisinin silinerek yerine
5.000,00
sayı dizisinin yazılmasına; gerekçesinde ve maddi tazminat tutarına ilişkin 2 nolu bendinde yer alan
22.759,06
ve
20.259,06
biçimindeki sayı dizilerinin ayrı ayrı silinerek yerlerine sırası ile
10.000,00
ve
7.500,00
sayı dizilerinin yazılmasına; harç alınmasına ilişkin 3 nolu bendinin silinerek yerine 3 nolu bent olarak 3-Alınması gereken 810,00 TL karar harcından peşin alınan 649,70 TL indirilerek artık 160,30 TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir yazılmasına, biçimindeki tümcenin yazılmasına; davacı yararına vekalet ücreti takdirine ilişkin 5 nolu bendinin silinerek yerine 5 nolu bent olarak 5-Karar gününde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, kabul edilen maddi tazminat tutarı nedeniyle hesap ve takdir edilen 1.200,00 TL, manevi tazminat nedeniyle hesap ve takdir edilen 600,00 TL olmak üzere toplam 1.800,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, biçimindeki tümcenin yazılmasına; davalı yararına avukatlık ücreti takdirine ilişkin 6 nolu beninin silinerek yerine 6 nolu bent olarak 6-Karar gününde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, reddedilen maddi tazminat tutarı üzerinden hesap ve takdir edilen 1.531,08 TL, manevi tazminat üzerinden hesap ve takdir edilen 575,00 TL olmak üzere toplam 2.106,08 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, biçimindeki tümcenin yazılmasına; öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddiyle kararın düzeltilmiş bu biçiminin ONANMASINA ve temyiz eden davalı yararına takdir olunan 750.00 TL duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine, peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 04.05.2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Dava, haksız fiilden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasıdır.
Bu davalarda müruru zaman zarar görenin zararı ve faili öğrenmesinden itibaren BK'nun 60/1 maddesine göre (1) senedir. Bu süre trafik kazalarında ise, Karayolları Trafik Kanunu'nun 109/1 maddesine göre, olay tarihinden itibaren (2) senedir. Davalılar yönünden eylem suç teşkil ediyorsa o takdirde TCK'nun 102/4 maddesi gereğince uzamış ceza zamanaşımı uygulanacağından müruru zaman olay tarihinden itibaren (5) senedir.
Olayın özelliğine göre, olay tarihinden itibaren bu süreler içinde hukuk davası açılmadığı süresinde zamanaşımı iddiası ileri sürüldüğü takdirde davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.
Ceza davasının devam etmesi, kusur, işten güçten kalma, maluliyet oranının tespiti gibi konularda raporun geç alınması, yukarıda belirtilen yasanın ön gördüğü süreleri uzatmaz.
Somut davamızda da olay tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında yukarıda belirtilen süreler geçmiş olduğundan ve süresi içinde de zamanaşımı iddiasında bulunulduğundan zamanaşımı itirazına konu edilen tazminat talepleri yönünden davanın reddine karar verilmesi düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüş ve kararlarına katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy