(818 S. K. m. 41, 43)
Dava ve Karar: Davacı İ. F. ve diğeri vekili tarafından, davalı O. V. aleyhine 22.5.2009 gününde verilen dilekçeyle manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 28.5.2010 tarihli kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili; duruşmasız olarak incelenmesi de davacılar vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 18.10.2011 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili ile karşı taraftan davacılar vekili geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan raporla dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacılardan İ. F.'ın tüm, davalının ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince; dava, kişilik haklarına saldırı sebebiyle manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacılarla davalı tarafından temyiz olunmuştur.
a- Davacılardan İ. F., EGO ve ASKİ Genel Müdürlüğü görevlerinde bulunmuş olup; davalı da milletvekilidir. Davalı, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yaptığı basın toplantısında, davacılardan İ. F.'ın bir çok taşınmazın sahibi olduğunu ve bir bölümünün yakınları adına kayıtlı bulunduğunu söylemiştir. Davalının hukuka aykırılığı saptanan beyanlarının muhatabı, kamu görevlisi sıfatını taşıyan davacı İ. F.'dır. Konuşmanın bütünü göz önünde tutulduğunda, adı geçenin yakınları ve bu arada eşi adına kayıtlı taşınmazlardan söz edilmesi; davacılardan Z. F.'ın kişilik haklarına saldırı olarak değerlendirilemez. Şu durumda, davalı Z. F.'ın manevi tazminat isteminin reddi gerekir. Mahkemece, bu davacı yönünden de kısmen kabul kararı verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
b-Manevi tazminat davalarında, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 10. maddesi uyarınca avukatlık ücretinin takdir edilmesi gerekir. Mahkemece, Tarife hükümlerine aykırı olarak davalı yararına eksik avukatlık ücreti takdir edilmesi doğru görülmemiş ve bu yön de bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarda (2/a-b) sayılı bentte gösterilen sebeplerle davalı yararına BOZULMASINA; bozma nedenine göre, davacılardan Z. F.'ın temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına; davacı İ. F.'ın tüm, davalının diğer temyiz itirazlarının ise (1) sayılı bentte açıklanan sebeplerle reddine ve temyiz eden davalı yararına takdir olunan 825,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davacılara yükletilmesine ve davalıdan peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, 18.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy