(5187 S. K. m. 13) (818 S. K. m. 49)
Dava: Davacı A. A. vekili tarafından, davalı E. N., vd. aleyhine 04.04.2005 gününde verilen dilekçeyle manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın reddine dair verilen 06.05.2010 tarihli kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 18.10.2011 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili ile karşı taraf davalılardan O. K. S. vekili geldiler, diğer davalılar adlarına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan raporla dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, yayın yoluyla kişilik haklarına saldırı sebebiyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Dava konusu, (Yalakanın tavrı...) başlıklı yazıda: Bu ülkede elbette değişimler de yaşandı...Dünya'daki gelişime uygun olmasa da yaşanan bu değişimler, hiç kuşkusuz olumlu izler bıraktı ülkemizde... Ne var ki, değişmeyenler de var...Yıllardır, hiç değişmeden, değiştirilmeden sürdürülegelen alışkanlıklar da...Bunlardan biri de Yalakalık... Yani, kemik yalayıcılık... Yani, el ovuşturmacılık... Yani, Zübük'lük... Tipler ve kimlikler dönem dönem değişse de kişilikler hiç değişmedi...Bizim çocukluk dönemlerimizde de benzer uygulamalar yaşanırdı... Ne zaman, kentimize bir devlet büyüğü gelecek olsa, kimi okullardaki öğrenciler saf saf cadde kenarlarına dizilir, ellerine de küçük birer kağıt bayrak tutuşturularak, şakşakçılık yaptırılırdı onlara... ve, artık bu ilkel geleneğin sona erdiğini sanıyorduk... Artık böyle saçma sapan ve zoraki gösterilere itibar eden devlet büyükleri kalmadığına ve böyle küçük oyunlara başvurmak hafifliğine düşecek il yöneticileri bulunmadığına inanıyorduk...Karaman'ın Ermenek ilçesinde, bir okulun temel atma törenine katılan Devlet Bakanı Sayın Fikret Ünlüy'le Milli Eğitim Bakanı Sayın Metin Bostancıoğlu için hazırlanan karşılama töreninde; insana tarih sayfalarından koparılmış gibi gelen böyle çirkin görüntüler sergilenmiş maalesef... Televizyonlarda da izledik, gazetelerde de gördük... En güzeli Milliyet'tekiydi: Bakan yalakaları çocukları yaktı... ...Bu ilk kez olmuyor ülkemizde... Kuşkusuz, bu görüntüler yalnızca Karaman'ın Ermenek ilçesinde sergilenmiyor... Yükselebilmek için, şirin görünmek için, her yolu mübah saymaya devam ediyoruz... Bu yüzden de acımasızlaşıyor, herkese kıymaktan çekinmiyoruz ... Yazık!...Yazıklar olsun!... ifadelerine yer verilmiştir.
Dava dilekçesinde, davacının İl Valisi sıfatıyla yazıya konu törenlere katıldığı; törenin ilçe yöneticileri tarafından düzenlendiği ve kısa tutulduğu; yapılan yorumların, kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunduğu ileri sürülmüştür.
Cevap dilekçelerinde, yazıya konu olayların gerçek olduğu ve hukuka uygun sınırlar içinde kalınmak suretiyle yayın yapıldığı savunulmuştur.
Mahkemece, yayında davacının hedef alınmadığı; herhangi bir yorumda bulunulmadığı; töreni düzenleyen yöneticilerin eleştirildiği ve hukuka uygun sınırlar içinde kalındığı gerekçeleriyle, istemin reddine karar verilmiştir.
Dava konusu yazı, dava dışı Milliyet Gazetesi'nde yer alan habere dayalı olarak yapılmış bir yorum niteliğindedir. Dava dışı gazetedeki haber sebebiyle davacı tarafından açılan davada verilen kısmi kabul kararı; dairemiz tarafından: Yayında davacıya yönelik bir saldırı mevcut olmadığı, olaya dair cevabının verilerek yorum da yapılmaksızın yayımlandığı ve töreni düzenleyenlerin eleştirildiği gerekçeleriyle bozulmuş, sonrasında verilen ret kararı da kesinleşmiştir.
Dava konusu yazıda ise, il yöneticileri ifadesi ile, ilin en büyük mülki amiri durumunda bulunan davacının kastedildiği açıktır. Şu durumda, görünür gerçeklik, kamusal yarar ve toplumsal ilgi koşullarını taşıyan yazının, öz ile biçim dengesi anlamında, düşünsel bağlılık yönünden değerlendirilmesi gerekir.
Yayın konusuyla kullanılan sözler arasında düşünsel bağlılık anlamında, öz ve biçim dengesi korunmalıdır. Yayın doğru olsa ve kamu yararı bulunsa bile; üslup uygun değilse, aşağılayıcı, küçük düşürücü, abartılı ise hukuka uygunluktan söz edilemez. Somut olayda, yukarıya alıntılanan sözler ile öz ve biçim dengesi bozulmuştur. Gerekli olmayan yakıştırmalar yapılmış ve amaç aşılmıştır. Şu durumda, yayın hukuka aykırıdır. Açıklanan nedenlerle, davacı yararına uygun bir miktar manevi tazminata hükmedilmelidir. Mahkemece istemin tümden reddi yerinde görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarda gösterilen sebeple BOZULMASINA ve temyiz eden davacı yararına takdir olunan 825.00 TL duruşma avukatlık ücretinin davalılara yükletilmesine, peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, 18.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy