(6100 S. K. m. 176, 177) (818 S. K. m. 41, 42, 43, 47)
Dava ve Karar: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 27.04.2010 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince:
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, talep kısmen kabul edilmiş; karar, taraflarca temyiz edilmiştir.
Davacı, davalının kullandığı kamyonun motosikletine çarpması nedeniyle hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığı ve yoğun bakımda yattığını belirterek iş göremezlik zararı ile tedavi gideri ve manevi tazminat isteminde bulunmuş 09.04.2010 tarihli dilekçesiyle işgöremezlik zararı ile tedavi giderlerine ilişkin istemini ıslah etmiştir.
Davalı, davanın reddini talep ederek ıslah ile arttırılan bölümün zamanaşımına uğradığını öne sürmüştür.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kabulüne, ıslah edilen kısımla ilgili ceza zamanaşımı dolduğu gerekçesiyle bu bölümün reddine karar verilmiştir.
Yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 176. Maddesinde Taraflardan her biri yapmış olduğu usul işlemlerinin bir kısmını ya da tamamını ıslah edebilir. Aynı davada, taraflar ancak bir kez ıslah yapılabilir Aynı Kanun'un 177. maddesinde; tahkikatın sona ermesine kadar ıslah yapılabilir. Biçiminde düzenleme yapılmıştır. Dava dilekçesinde belirtilen dava konusunun (müddeabihin) ıslah yolu ile artırılması ek dava niteliğinde olmayıp dava dilekçesinin kısmi ıslahı niteliğindedir. Yasada ayrıca düzenlenmiş olması ve kendine özgü kurallarının olması nedeniyle ek dava niteliğinde kabul edilemez. Bu nedenle asıl davaya karşı ileri sürülebilecek zamanaşımı defi, ıslah edilen kısma karşı ileri sürülemez. Davacı süresi içinde tazminat davasını açtığından ve sadece miktar yönünden davasını ıslah ettiğinden ıslah ile artırılan bölümün süresinde olduğunun kabulü gerekir. Islah edilen bölümün zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle red edilmesi doğru bulunmamış, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince:
Yargılama sırasında işgöremezlik zararının hesaplanması için hesap bilirkişisinden rapor aldırılmış, hesap bilirkişisinin davacının gelirini, davacı ve tanık beyanlarını esas alarak asgari ücretin 2.95 katı olarak hesapladığı anlaşılmıştır. Davacının gelir durumu beyana göre değil, ilgili esnaf ve sanatkarlar odasından sorularak araştırılması ve sonucuna göre tazminat hesabı yapılması gerekir. Beyana göre hesaplama yapılması doğru bulunmamış kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda 2 nolu bentte açıklanan nedenle davacı yararına, 3 no'lu bentte açıklanan nedenle davalı yararına BOZULMASINA, tarafların diğer temyiz itirazlarının 1 no'lu bentte belirtilen nedenlerle reddine ve temyiz eden davalı yararına takdir olunan 825.00 TL. duruşma avukatlık ücretinin davacılara yükletilmesine, peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 20.12.2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre bozma kararının 2 nolu bendine katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy