(2330 S. K. m. 1) (818 S. K. m. 60)
Dava: Davacı İçişleri Bakanlığı vekili Avukat M. C. tarafından, davalı S. aleyhine 22.03.2010 gününde verilen dilekçe ile rücuen tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen 16.06.2010 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Davacı İçişleri Bakanlığı, trafik kazası nedeniyle yaşamını yitiren jandarma erinin yakınlarına 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Yasa gereğince ödenen nakdi tazminatın, haksız eylem sorumlusu olan davalıdan alınmasını istemiştir.
Davalı ise, 1 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin geçtiğini, ödenen tutarın değil, gerçek zararın hesaplanması gerektiğini ileri sürerek istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Yerel mahkemece, rücu edilmek istenen nakdi tazminatın ödenmesine ilişkin komisyon kararının davacı İçişleri Bakanlığı tarafından onaylandığı 24.02.2009 günü ile davanın açıldığı 22.03.2010 günü arasında Borçlar Kanunu'nun 60. maddesinde öngörülen 1 ve 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, haksız eylem nedeniyle zarara uğrayana ödenen tazminatın haksız eylem sorumlusuna rücuuna ilişkin olup bu tür davalarda zamanaşımı süresi ödeme gününden itibaren başlar ve bir yıldır. Ödemeye ilişkin komisyon kararı alınmış olması veya bu kararın onaylanması davacıya dava açma hakkını vermeyeceğinden zamanaşımı süresi; nakdi tazminat ödenmesi yönünde komisyon kararı alınması veya ödeme yapılmasına karar verilmesi ya da ödeme yapılmasına ilişkin komisyon kararının onaylanması ile başlamaz. Davacının rücu davasını açabilmesi için alınan kararda belirlenen tazminatın ödenerek paranın davacıdan çıkmış olması gerekir.
Yerel mahkemece açıklanan yönler ve ödemenin yapıldığı 06.05.2009 günü ile davanın açıldığı 22.03.2010 günü arasında 1 yıllık zamanaşımı süresinin geçmediği gözetilerek, işin esası incelenip varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, istemin zamanaşımı yönünden reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, 18.01.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy