(2709 S. K. m. 12, 17, 24, 25, 36) (818 S. K. m. 49)
Dava: Davacı Ö. G. vekili tarafından, davalı H. Ç. aleyhine 10.8.2006 gününde verilen dilekçeyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 20.11.2009 tarihli kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ve davalı taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan raporla dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, haksız şikayet sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir, yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
Şikayet hakkı, diğer bir deyimle hak arama özgürlüğü; Anayasa'nın 36 ncı maddesinde; Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunmayla adil yargılanma hakkına sahiptir şeklinde yer almıştır. Hak arama özgürlüğü bu şekilde güvence altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasını, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir.
Anayasanın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın Temel Haklar ve Hürriyetlerin niteliği başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu'nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25. maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yoluyla korunacağı açıklanmış, B.K.nun 49 uncu maddesinde ise saldırının yaptırımı düzenlemiştir.
Hak arama özgürlüğüyle kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin bu iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Hak arama özgürlüğü, diğer özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamaz. Bu hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların mevcut olması da zorunlu değildir. Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Bunlara dayanarak başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceği hallerde şikayet hakkının kullanılmasının uygun olduğu kabul edilmelidir. Aksi halde şikayetin hak arama özgürlüğü sınırları aşılarak kullanıldığı, kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu sonucuna varılmalıdır.
Van Yüzüncüyıl Üniversitesi'ne bağlı A... Meslek Yüksek Okulu'nda müdür olarak görevli bulunan davacı, hakkındaki şikayetler sonrası başlatılan soruşturmanın selameti için Van Yüzüncüyıl Üniversitesi merkez kampüsünde görevlendirilmiştir. Davacı, kendisiyle aynı yüksek okulda görevli olan davalının haksız şikayeti sebebiyle görevinden alınması ve görev yerinin değiştirilmesi sebebiyle zarara uğradığı iddiasıyla tazminat talep etmiştir.
A... Meslek Yüksek Okulunda davacıyla birlikte çalışan dava dışı M. E. A., M. D., E. Ş., M. Ü. ve diğer görevliler davacı hakkında şikayetçi olmuşlardır. Şikayetler sonrası davacı hakkında evrakta sahtecilik, görevi kötüye kullanma, sarkıntılık, hakaret, etkili eylem, memuriyet görevini suistimal, nüfus suistimali suçlarından lüzumu muhakeme kararı verilmiş, Danıştay 1. Dairesi davacının itirazı üzerine 2005/432-739 Sayılı kararıyla görevi kötüye kullanma ve memuriyet görevini suistimal suçları hakkında verilen lüzumu muhakeme kararının yerinde olduğuna karar vermiştir. Davalı ve ismi geçen diğer şikayetçilerin şikayetleri üzerine tayin edilen muhakkik, tarafların mesai arkadaşlarını ve aynı okulda okutman olarak çalışan davacının eşini tanık olarak dinlemiş, bilgilerine müracaat edilen bazı tanıklar şikayet dilekçesinin içeriğini teyit etmişlerdir. Hatta tanık olarak dinlenen davacının eşi de ilk ifadesinde şikayet dilekçesinin kapsamını doğrulamıştır.
Yukarıda açıklanan dosya kapsamına göre; şikayet dilekçesiyle dile getirilen hususlar hakkında emareler olduğu ve davalının bu emarelere istinaden şikayet hakkını kullandığı kabul edilmelidir. Şikayet hakkının Anayasayla temin edilen bir hak olması sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, temyiz edilen kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarda gösterilen sebeplerle davalı yararına BOZULMASINA; bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına ve temyiz eden davalıdan peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, 20.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy