(2577 S. K. m. 9) (1086 S. K. m. 27, 417) (1136 S. K. m. 164)
Dava: Davacı Hüseyin Ö. vekili Avukat Adem Sansar tarafından, davalı Almus Belediye Başkanlığı aleyhine 18.11.2009 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 16.02.2010 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, davalı Almus Belediye Başkanlığı tarafından döşenen su borusunun patlaması nedeniyle, meyve fidanlarında ve taşınmazda meydana gelen maddi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, davaya bakmaya idari yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılarak, mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesi reddedilmiş; karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur.
İdari Yargılama Usulü Yasası'nın 9. maddesinde, idari yargı yerleri dışındaki yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev yönünden reddedilmesi durumunda yapılacak işlemlere ilişkin yol ve yöntemler gösterilmiş olup adli yargı yerinde görevsizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmesi üzerine orada gösterilen yöntemlere uyulması gerekir. Adli yargı yerinde açılan bir davanın idari nitelikte olduğunun anlaşılması üzerine, dosyanın görevli idari yargı yerine gönderilmesine karar verilmekle başlangıçta adli yargı yerinde açılmış olan dava, idari yargı yerinde açılmış sayılmaz. Mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verildiği takdirde dava dosyasını ait olduğu mahkemeye göndereceğine ilişkin Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 27. maddesindeki düzenleme, adli yargı yerleri arasındaki görev konusunda uygulama alanı bulur. Yargı yolu bakımından görevsiz olduğunu belirleyen hukuk mahkemesinin, yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar vermekle yetinmesi gerekir.
Diğer yandan, yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilen durumlarda da, Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 417 ve izleyen maddeleri ile karar gününde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7. maddesi gereğince davacı yan, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinden sorumlu tutulmalıdır.
Yerel mahkemece, görevsizlik kararı verildikten sonra kararın kesinleşmesinden itibaren 10 gün içinde başvurulması halinde dosyanın görevli ve yetkili Tokat İdare Mahkemesine gönderilmesine ve yargılama giderlerinin görevli mahkemede değerlendirilmesine karar verilmiş olması da usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 438/son maddesi gereğince kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle hüküm fıkrasının dosyanın görevli yargı yerine gönderilmesine ilişkin 2 nolu bendinin tümden silinerek yerine 2 nolu bent olarak 2-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar gününde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7. maddesi uyarınca Tarifedeki ücretin yarısı olan 500,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, biçimindeki tümcenin yazılmasına; yargılama giderlerine ilişkin 3 nolu bendinin tümden silinerek yerine 3 nolu bent olarak 3-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, biçimindeki tümcenin yazılmasına ve kararın düzeltilmiş bu biçiminin ONANMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 13.05.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy