(4721 S. K. m. 24, 25) (818 S. K. m. 49) (1086 S. K. m. 9, 21)
Dava: Davacı A. vekili Avukat M.D. tarafından, davalı H. aleyhine 26/01/2009 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; mahkemenin yetkisizliğine dair verilen 09/02/2010 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kâğıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkin olup davacı, resmi evlilik yapılmadan birlikte yaşadığı davalının, kendisine hakaret edilerek kişilik haklarına saldırıda bulunduğunu; ayrıca, ev ve ziynet eşyasını alıp götürdüğünü belirterek, davalının maddi ve manevi tazminat ile sorumlu tutulmasını istemiştir. Yerel mahkemece, mahkemenin yetkisizliği nedeniyle dava dilekçesi reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 9. maddesi gereğince her dava, yasada aksine bir düzenleme bulunmadıkça açıldığı günde davalının Medeni Yasa gereğince yerleşim yeri sayılan yer mahkemesinde görülür. Aynı yasanın 21. maddesi gereğince de haksız eylemden doğan dava, haksız eylemin gerçekleştiği yer mahkemesinde açılabilir. Böyle bir durumda, davayı hangi mahkemede açacağı konusunda seçimlik hakkı bulunan davacı, davasını dilerse davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde, dilerse haksız eylemin gerçekleştiği yer mahkemesinde açabilir.
Dosyada bulunan Kozan Asliye Ceza Mahkemesi'nin 30.10.2009 gün ve 2009/162 Esas, 2009/659 Karar sayılı kararından; davalının kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınan eşya hakkında hırsızlık eyleminden dolayı cezalandırıldığı ve eldeki davanın açılmasına neden olan haksız eylemin Kozan adli yargı sınırlan içinde gerçekleştiğine göre, Kozan Asliye Hukuk Hakimliği'nde dava açan davacının, seçimlik hakkını, haksız eylemin gerçekleştiği yer mahkemesinde dava açmak suretiyle doğru olarak kullandığı anlaşılmaktadır.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, davalının yetki itirazının reddiyle işin esası incelenip varılacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yerine olmayan gerekçeyle, yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle bozulmasına ve peşin alınan harem istek halinde geri verilmesine 21.06.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy