(6098 S. K. m. 56, 58) (818 S. K. m. 47, 49)
Dava: Davacı N. D. vekili Avukat S. Ç. tarafından, davalı Ş. K. aleyhine 01/07/2008 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 17/12/2009 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekil tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 20/09/2011 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili Avukat M. Ö. A. geldi, karşı taraftan davacı adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
Dava, iddia ve savunma sınırı aşılarak kişilik haklarına saldın sebebi ile manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davalının iki ayrı dilekçesindeki kişilik haklarına saldın içeren sözleri sebebi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükmü davalılar temyiz etmiştir.
Davacı ila davalılardan Ş.K. arasında ortak murisin ölümü ve babalık davaları nedeni ile husumet bulunmakta olup tarafların bu nedenle davalar bulunmaktadır. Babalık davasında davacının yazdığı bir mektup olup mektup içeriğinde davalıya yönelik suçlamalarda bulunulmaktadır. Davalı bu mektup içeriğini şikayet konusu yapmış ayrıca farklı dilekçelerde kin ve garez saikiyle hareket ettiği iddia edilmiş, yapılan şikayet de takipsizlikle sonuçlanmıştır, iddia ve savunmada karşı taraf lehine verilen beraat ya da takipsizlik kararı, kişilik haklarının ihlal edildiğini ispat için yeterli değildir. İfadelerin hakaret ya da iftira olmadan olayların anlatımı ve iddiaların ispatı amacı ile sarf edilmesi halinde kişilik haklarının ihlal edilmediğine karar verilmelidir.
Olayların gelişimi ve dilekçelerin tamamı incelendiğinde davalının davacıyı tahkir kastı ile hareket ettiğinin kabulü mümkün değildir. Davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmayan dilekçe içeriklerine göre davanın tümden reddi yerine olaya uygun olmayan gerekçelerle davanın kısmen kabulü doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve temyiz eden davalılar yararına takdir olunan 825.00 TL duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 20.09.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy