(2709 S. K. m. 138) (3213 S. K. m. 2, 4)
Dava ve Karar: Davacı E. D. ve diğerleri vekili Avukat N. Ç. tarafından, davalı SEDAŞ İnşaat AŞ ve Karayolları Ondördüncü Bölge Müdürlüğü aleyhine 05.12.2003 gününde verilen dilekçeyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 08.01.2010 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili, dahili davacı Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı vekili, davalı SEDAŞ vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan raporla dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre asli müdahale talebinde bulunan Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığının tüm, davacı ve davalı Sedaş İnşaat A.Ş. vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davalı Sedaş İnşaat A.Ş vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince:
Dava, davacılara ait taşınmazdan, davalılar tarafından alınan malzeme bedelinin tahsili isteğine ilişkindir. Yerel Mahkemece davalı Karayolları genel Müdürlüğü yönünden dava reddedilmiş, Sedaş İnşaat A.Ş yönünden istem kabul edilmiş; karar, asli müdahil Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı, davacıyla davalı Sedaş İnşaat A.Ş, tarafından temyiz olunmuştur.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 168 inci maddesi; Tabii servetler ve kaynaklar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bunların aranması ve işletilmesi hakkı devlete aittir. Devlet bu hakkını belli bir süre için, gerçek ve tüzelkişilere devredebilir. Hangi tabii servet ve kaynağın arama ve işletmesinin, Devletin gerçek ve tüzelkişilerle ortak olarak veya doğrudan gerçek ve tüzelkişiler eliyle yapılması, kanunun açık iznine bağlıdır. Bu durumda gerçek ve tüzelkişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyideler kanunda gösterilir".
3213 sayılı Maden Kanunu'nun 4 üncü maddesi Madenler Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup, içinde bulundukları arzın mülkiyetine tabi değildir
Görüldüğü gibi Anayasa ve Maden Kanunu'nda madenlerin Devletin hüküm ve tasarrufunda oldukları, içinde bulundukları arzın mülkiyetine tabi olmadıkları; bunların aranması ve işletilmesi hakkının Devlete ait olduğu, Devletin bu hakkı gerçek ve tüzel kişilere verebileceği açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır.
Somut olayda davacılar, dava konusu taşınmaz üzerinde kazı yapılarak alınan malzeme bedelinin tazminini talep etmektedirler. Seramik hammaddesi olarak kullanılan feldispat 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 2 nci maddesi kapsamında maden sayılmaktadır. (IV. grup madenler.)
Davacıların maden ruhsatının bulunmadığı dosya içeriğinden anlaşılmasına göre, maden bedeline hükmedilemez, toprak alma nedeniyle davacıların arazisinde zarar meydana geldiği sabittir. Çoğun içinde az da vardır ilkesi gereği davacının zararı toprak bedeli olarak hesaplanmalıdır. Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemelerinde taşınmazdan alınan malzeme bedelleri hesaplanmış, ancak taşınmazın değeri konusunda bir belirleme yaptırılmamıştır. Sorumluluk hukuku ilkelerine göre haksız eylem sonucu bir taşınmazda oluşan zarar miktarının o taşınmazın değerinden fazla olması durumunda değerden fazlasına hükmolunamaz. Zarara ilişkin alınan raporlardaki miktarlarla taşınmazın nitelikleri gözetildiğinde taşınmazın değerinin ne olduğunun ve taşınmazın değerinin zarardan fazla olup olmadığının belirlenmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Şayet zarar miktarının değerden fazla olması durumunda taşınmaz değerine hükmolunurken tapu kaydının davacı üzerinde bırakılması durumunda davacının hem taşınmaz değerini alıp hem de tapu kaydını devretmemesi nedeniyle taşınmaz değerinden uygun oranda bir indirim yapılarak tazminata hükmolunması, aksi durumda ise taşınmazın tam değeri karşılığında tapu kaydının davalı üzerine tesciline karar verilmesi gerekmektedir. Bu yönler gözetilmeden eksik incelemeyle karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
3- Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince:
Karayolları Genel Müdürlüğünün diğer davalı Sedaş İnşaat A.Ş'ye yer gösterdiği dosya içeriğinden sabit olduğuna göre oluşan zarardan sorumlu tutulması gerekirken ona yönelik davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle davalı Sedaş İnşaat A.Ş yararına, (3) nolu bentte gösterilen nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA; asli müdahale talebinde bulunan Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığının tüm, davacı ve davalılardan Sedaş İnşaat AŞ vekilinin diğer temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve temyiz eden davacılarla davalı SEDAŞ'tan peşin alınan harçların istekleri halinde geri verilmesine 14.09.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy