(818 S. K. m. 41) (4721 S. K. m. 1007)
Dava: Davacı F. K. ve diğerleri vekili tarafından, davalı Adalet Bakanlığı ve diğeri aleyhine 24.4.2007 gününde verilen dilekçeyle maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 8.4.2010 tarihli kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan raporla dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: 1-) Davalı Başbakanlık Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü (Hazine)'nin temyizi yönünden; Dava, icra yoluyla satışı yapılan taşınmaz tapu kaydının davacı adına tescil edilememesi sebebiyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir, yerel mahkemece istemin kabulüne dair verilen karar, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğinden; davacılar murisi S. K.'nın, Konya 3. İcra Müdürlüğü'nün 1997/4966 Sayılı dosyasıyla ihaleye çıkarılan 3191 ada 1 Sayılı taşınmaz üzerindeki B. Ö.'e ait 24/320 hisseye isabet eden ve satış ilanıyla satış şartnamesinin (A) kısmında belirtilen 7 adet bağımsız bölümü satın aldığı, satışın kesinleştiği, icra müdürlüğü tarafından tescil edilmesi için tapu sicil müdürlüğüne yazılan 8.4.1999 tarihli yazı uyarınca taşınmazın 30.4.1999 tarihinde muris adına tescil edildiği, taşınmaz üzerindeki ortaklığın giderilmesi için açılan izale-i şuyu davasında değer tespiti amacıyla yapılan tespitte, ihale şartnamesi ve ihale ilanında taşınmazın parsel ve cilt numaralarında hata edildiğinin anlaşıldığı, hatanın düzeltilmesi için tapu sicil müdürlüğüne yazılan müzekkere uyarınca tapu kaydının iptal edilerek önceki malik adına yeniden tescil edildiği, bu kez gerçekten satışı yapılması gereken 2389 ada 66 parseldeki B. Ö.'e ait 18/256 hisseye isabet eden yerlerin ihale yoluyla 30.4.1999 tarihinde davacıya satıldığı ve satışın kesinleştiği ancak cebri satış tarihinden sonra taşınmaz kaydı üzerine üçüncü kişilerin alacağı sebebiyle haciz ve tedbir kaydı konulmuş olması ve tapu sicil müdürlüğü tarafından bu kayıtların resen terkin edilememesiyle alıcı olan davacılar murisi S. K.'nın da üzerindeki takyitler sebebiyle taşınmazın tesciline yanaşmaması üzerine taşınmazın davacılar murisi adına tescilinin yapılamadığı anlaşılmaktadır.
Gelişim biçimi yukarda anlatılan somut olayda, Tapu Sicil Müdürlüğü'nün, satışı yapılan taşınmaz tapusunun ihale alıcısı adına tesciline yönelik icra müdürlüğünce yazılan müzekkere gereğini yaparak müzekkerede belirtilen kişi adına tescil işlemini gerçekleştirdiği, yanlışlığın fark edilmesi üzerine hatanın düzeltilmesine yönelik icra müdürlüğünce yeniden yazılan müzekkere içeriğine uygun olarak bu kez tapu kaydındaki tescil durumunu düzelttiği anlaşılmaktadır. Kesinleşen ihaleye rağmen taşınmaz tapusunun davacılar murisi adına tescil edilememiş olmasının nedeni, cebri satış sonrasında taşınmaz kaydına üçüncü kişilerin alacağı sebebiyle takyit konulmuş olması bu sebeple davacılar murisinin tescile yanaşmaması ve muris tarafından hükmen tescil talebinde bulunulmamış olmasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
Eldeki davada, MK 1007. maddesine dayanılarak tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanan kusursuz sorumluluk ilkesine göre davalıya husumet yöneltilmiştir. Anılan maddede kusursuz sorumluluk hali düzenlenmiş olup, kusursuz sorumluluk durumunda kusurun ön şart olarak aranmadığı bilinmektedir. Ne var ki, zararlı eylemle sonuç arasında illiyet bağının bulunmaması ya da üçüncü kişinin ağır kusurunun illiyet bağını kesmesi durumunda sorumluluktan da söz edilemeyeceği bir gerçektir. Somut olayda, Tapu Sicil Müdürlüğünün icra müdürlüğü tarafından yazılan müzekkere gereklerinin yerine getirilmesinden ibaret olan eylemi nedeniyle, iddia olunan zararlı sonuç bakımından illiyet bağının kurulamayacağı açıktır. Şu halde açıklanan sebeplerle davalı yönünden istemin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde karar verilmiş olması doğru değildir. Bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
2-) Adalet Bakanlığı'nın temyizi yönünden; davacıya ihale yoluyla satışı yapılan yerin 2389 ada 66 parsel sayılı taşınmazdaki B. Ö. hissesi olduğu halde icra müdürlüğü tarafından 3191 ada 1 parsel sayılı taşınmaz tapu kaydındaki B. Ö. hissesinin tescili için yazı yazıldığı, bu yazı uyarınca 3191 ada 1 parseldeki B. Ö. hissesinin davacılar murisi S. K. adına tescil edildiği ancak daha sonra yanlışlık düzeltilerek yeniden yazılan müzekkere uyarınca 3191 ada 1 parsel kaydının eski haline getirildiği, 2389 ada 66 parsel ilgili olarak ise davacılar murisinin taşınmaz üzerine cebri satış sonrası konulan takyitler sebebiyle tescile yanaşmaması sebebiyle adına tescil işleminin yapılamadığı anlaşılmaktadır. İhalenin kesinleşmesiyle mülkiyet ihale alıcısına geçer, mülkiyetin kazanımı için ayrıca tapuya tescil şartı gerekli değildir. Bu bağlamda tescil işlemi, mülkiyeti geçiren değil mülkiyet sahibinin o tapu kaydıyla ilgili olarak tasarruf muamelesi yapabilmesine olanak sağlayan bir işlemdir.
İcra Müdürlüğü'ne ait 11.8.1999 tarihli düzeltme yazısı içeriğinden; 2389 ada 66 parsel sayılı taşınmazın davacılar murisi adına ihale edildiği ve bu ihalenin kesinleştiği anlaşıldığına göre; taşınmazın mülkiyeti davacılar murisine geçmiştir. İhalenin feshedildiğine dair bilgi, belge ve taraflarca ileri sürülen bir iddia da bulunmadığına göre davacı ihale sebebiyle ödediği bedeli isteyemez. Ancak, 2389 ada 66 parsel sayılı taşınmazı adına tescil ettirdikten sonra bu taşınmaz üzerine cebri icra tarihinden sonraki bir tarihte konulan tedbir, haciz vs, sebebiyle bir zarara uğradığını iddia etmesi halinde buna yönelik zararlarını dava etmek suretiyle isteyebilir. Açıklanan sebeplerle istemin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle kabul kararı verilmiş olması doğru değildir. Bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarda (2) sayılı bentte gösterilen sebeple davalı Adalet Bakanlığı yararına, (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı Başbakanlık Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 19.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy