(6762 S. K. m. 1301) (818 S. K. m. 53)
Dava: Davacı İçişleri Bakanlığı vekili tarafından, davalı H. T. aleyhine 10.3.208 gününde verilen dilekçeyle alacak istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 29.4.2010 tarihli kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan raporla dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: 1- Dava, 2330 Sayılı Yasa'dan kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
B.K.nun 53 üncü maddesi gereğince ceza mahkemesince verilecek mahkumiyet kararı ve olayın oluşumuna dair belirleme hukuk hakimini bağlar. Olayla ilgili olarak davalı hakkında açılan ceza davasının henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır. Mahkemece, ceza davası sonucunun beklendikten sonra bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
2- Kabule göre; davaya konu tazminat miktarının belirlendiği Nakdi Tazminat Komisyonunun 18.9.2007 tarihli kararında, karar tarihindeki en yüksek devlet memuru brüt aylığının (Ek gösterge dahil) yüz maaş tutarının işgücüne engel bulunan her gün için %1 oranında hesaplanarak ödeme yapıldığı görülmektedir. Oysa zarar, haksız eylemin meydana geldiği 21.10.2003 tarihinde gerçekleşmiştir. Davalının sorumluluğu da bu tarihte başladığından, tazminatın haksız eylem tarihindeki miktar esas alınarak belirlenmesi gerekir. Olay tarihinden uzun bir süre sonra alınmış karar tarihindeki kıstaslara göre belirlenen tazminatın rücuen tahsiline karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarda (1) ve (2) sayılı bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, 24.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy