(818 S. K. m. 49)
Dava: Davacı E.T. vekili tarafından, davalı F. T. ve diğerleri aleyhine 26.9.2008 gününde verilen dilekçeyle kişilik haklarının ihlaline dayalı manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalı F. T. yönünden davanın reddine, davalılar S. T. ve S. Z. yönünden davanın kısmen kabulüne dair verilen 16.2.2010 tarihli kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekiliyle davalılar S. T. ve S. Z. vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan raporla dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, kişilik haklarının ihlaline dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davalı F. T. yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılardan S. Z., S. V. M. ve davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalılar S. Z. ve S. V. M.'in kardeşi, davalı F. T.'un oğlu ve kendisinin de eşi olan Ö. H. T.'un intihar ettiğini, eşinin ölümünden davalıların kendisini sorumlu tutarak dışladıklarını, yazdıkları mektupla bunu açıkça dile getirdiklerini, davalıların bu ağır suçlamaları sebebiyle kişilik haklarının ihlal edildiğini beyan ederek manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalılar, zamanaşımı süresinin dolduğunu, davalı F. T.'un davaya konu mektup ile bir ilgisinin bulunmadığını, mektupta aile içi olaylar ve huzursuzluklardan bahsedilip, üzüntü ve hayal kırıklıklarının dile getirildiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkemece, davalılar S. Z. ve S. V. M.'in yazdıkları mektupla davacının eşinin ölümü hakkındaki şüpheleri doğrudan davacıya yönelttikleri, ölümünden sorumlu bulunduğu yönünde imada bulundukları, bu durumun hukuki süreçte ispatlanamadığı, bu ağır suçlama sebebiyle davacının kişilik haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle davalı F. T. yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya kapsamından, davacının eşi, davalılar S. ve S.'ın kardeşi, davalı F. T.'un oğlu olan Ö. H. T.'un evde ölmüş halde eşi olan davacı tarafından bulunduğu, yapılan otopsi sonucu ölüm sebebinin tam olarak tespit edilemediği, ölümle ilgili takipsizlik kararı verildiği, ölenin psikolojik rahatsızlığının bulunduğu ve daha önce de intihara teşebbüs ettiği anlaşılmıştır.
Belçika'da oturan davalılar S. Z., S. V. M. tarafından davaya konu mektubun kardeşlerinin ölümü sonucu duyulan üzüntüyle yazılmış olduğu, davacının kişilik haklarını ihlal kastının bulunmadığı, ölümden doğrudan davacıyı suçlayan bir ifadenin de yer almadığı anlaşılmıştır. Şu halde, davanın davalılar S. Z. ve S. V. M. yönünden de reddine karar verilmesi gerekir. Karar bu sebeple bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen kararın yukarda açıklanan sebeplerle davalılar yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve temyiz eden davalılardan peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, 19.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy