(818 S. K. m. 47)
Dava: Davacı A. T., vekili tarafından, davalı aleyhine 18.11.2009 tarihinde açılan davayla tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; kısmen kabulüne dair verilen 27.4.2010 tarihli kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan raporla dosya içerisindeki bilgi ve belgeler incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarıyla reddedilmelidir.
2- Davalının diğer temyiz itirazına gelince; dava, trafik kazasında yaralanan davacının manevi tazminat talebinden ibarettir. Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu trafik kazası, davalı sürücünün hemzemin geçitten geçmekte iken yolun sağ kısmına doğru manevra yapması sonrası, idaresindeki motorsikletle aynı istikamette seyir halinde olan davacının motorsikletine çarpması sonucu meydana gelmiştir. Kaza sonucu, hemzemin geçitte hızını azaltmadan, kask takmadan motorsiklet süren ve davalının aracını trafik kurallarına aykırı olarak geçmeye (sollamaya) çalışan davacı sürücü ağır şekilde yaralanmıştır. Davacı sürücünün trafik kazasının meydana gelmesinde kusuru olmadığı kabul edilse bile kask takmamış olmasının zararın artmasına doğrudan etkisi olduğu anlaşılmıştır.
Borçlar Yasası'nın 47 nci maddesi gereğince yargıcın, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna dair bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1966 gün ve 7/7 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden yargıç, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun (isabetli) bir biçimde göstermelidir.
Olayın meydana geliş şekli, motorsiklet sürücüsü davacının zararın artmasına etkisi ve yukarda gösterilen prensipler birlikte değerlendirildiğinde davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarı çok fahiştir. Temyiz edilen kararın davalı yararına daha az miktarda manevi tazminata hükmedilmek üzere bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz edilen kararın yukarda (2) numaralı bentte gösterilen sebeplerle davalı lehine bozulmasına, davalının diğer temyiz itirazlarının (1) numaralı bentte gösterilen sebeplerle reddine ve peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, 20.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy