(818 S. K. m. 41, 49)
Dava ve Karar: Davacı vekili tarafından, davalı T. M. ve diğerleri aleyhine 29.08.2007 gününde verilen dilekçe ile yayın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalı K. K. yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden kısmen kabulüne dair verilen 20.04.2011 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
1- Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Diğer temyiz itirazlarına gelince; dava, yayın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan dolayı, uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece istem davalı K. K. yönünden reddedilmiş, diğer davalılar yönünden kısmen kabul edilmiştir. Kararı davacı temyiz etmiştir.
Davacı Kanaltürk adlı televizyon kanalında 21.5.2007 günü yayınlanan Yoksulluk ve yolsuzluk adlı programa davalılardan K. K.'nun konuk olarak katıldığını, programda kullanılan gerçek dışı ifadelerle kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu belirterek manevi tazminat istemiştir. Davalılar cevaplarında yayında konuşulan konuların gerçek olduğunu bildirerek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davalı K. K. hakkındaki davanın davacının malvarlığının araştırılmasına yönelik beyanlarda bulunduğu, doğrudan davacıyı hedef alan ifadeler olmayıp genel olarak yöneticilerde aranması gereken meziyetlerle ilgili ifadeler olduğu gerekçesiyle istemi reddetmiştir.
Dava konusu programa konuk olarak katılan davalı K. K. davacının ismini açıkça belirterek programda konuşulan Deniz Feneri Derneği soruşturması sırasında ortaya çıkan üzüm salkımı biçimindeki örgütlenmeye davacının da dahil olduğunu, yurtdışındaki iş ilişkilerinin sorgulanması gerektiği şeklindeki gerçekliği kanıtlanmamış ifadeler kullanmıştır. Bu haliyle davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulmuştur. Mahkemenin uygun bir miktar manevi tazminat takdir etmek yerine davalı K. K. hakkındaki davanın tümden reddine karar vermesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenle BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 20.10.2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy