(2709 S. K. m. 12, 17) (4721 S. K. m. 24, 25)
Dava: Davacı A. H. S. vekili tarafından, davalı S. Y. ve diğerleri aleyhine 09/06/2009 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 26/04/2011 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar Ü. E. ve N. Ö. vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, haksız şikayet nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalılardan Ü. E. ve N. Ö. vekili tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı vekili, davalılardan S. Y.'ın 20 Eylül 2008 günü Site Müdüriyet odasında yapılan bir konuşmayı hiçbir yasal müracaat yapmadan keyfi olarak kayıt ettiğini, bu kaydı diğer davalılara verdiğini, yalan ve iftira dolu bir dilekçe ile davalıların kendisini haksız yere şikayet ettiklerini, hakkında duyurular astıklarını belirterek, maddi ve manevi tazminat istemli eldeki bu davayı açmıştır. Davalılar vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece davalıların eylem ve hareketlerinin, şikayet hakkının kullanılması sınırlarını aştığı belirtilerek manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kanıtlanamayan maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamı incelendiğinde, bir kısım davalıların yönetim kurulu üyesi olduğu Ataşehir S... Koruevleri sitesindeki bloklara ait 19 adet asansörün revizyon ve tamiri için ihaleye çıkıldığı ve ihale neticesinde 515.000,00.-TL karşılığında İ... A... Lift Asansör Sanayi Şirketinin sahibi S. Y.'a ihale edildiği, davalı S. Y. ile davacı arasında site yönetim ofisinde geçen konuşmaların davalı S. Y. tarafından kayda alındığı anlaşılmıştır.
Davalılardan S. Y. 25/09/2008 tarihli dilekçesi ile diğer davalıların yönetim kurulu üyesi oldukları Ataşehir S... Koruevleri Yönetim Kurulu Başkanlığına hitaben rüşvet talebi, şantaj ihbarı ile mallara verilen zararın önlenmesi talebine ilişkin davacı A. H. S. hakkında dilekçe verdiği, Yönetim kurulu üyeleri olan diğer davalıların da, olayla ilgili olarak davacıyı Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığına emniyeti suistimal, şantaj, tehdit, görevi kötüye kullanma suçlarından ötürü şikayet ettikleri, davacı hakkında davalı S. Y.'ı tehdit suçundan dava açıldığı, dosyaya sunulan CD nin çözümü yapılamadığı için katılanın iddiası dışında delil bulunamadığı gerekçesiyle davacının bereatına karar verildiği görülmüştür.
Davacının, katıldığı aleni olmayan bir söyleşiyi banda alma, kullanma ve iftira ve hakaret etme suçlarından ötürü davalıları şikayeti üzerine, Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığınca atılı suçların unsurları oluşmadığı gerekçesi ile davalılar hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir.
Şikayet hakkı, diğer bir deyimle hak arama özgürlüğü; Anayasa'nın 36. maddesinde; Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir şeklinde yer almıştır. Hak arama özgürlüğü bu şekilde güvence altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasını, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir.
Anayasanın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın Temel Haklar ve Hürriyetlerin niteliği başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu'nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25.maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmış, BK.nun 49. maddesinde ise saldırının yaptırımı düzenlemiştir.
Hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin bu iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Hak arama özgürlüğü, diğer özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamaz. Bu hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların mevcut olması da zorunlu değildir. Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Bunlara dayanarak başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceği hallerde şikayet hakkının kullanılmasının uygun olduğu kabul edilmelidir. Aksi halde şikayetin hak arama özgürlüğü sınırları aşılarak kullanıldığı, kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu sonucuna varılmalıdır.
Davaya konu olayda, yukarıda belirtilen davacı hakkında açılan ceza dosyası, davalılar hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar gözetildiğinde şikayet için yeterli emarenin bulunduğu kabul edilerek davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken davalılar aleyhine manevi tazminata karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda gösterilen nedenlerle temyiz eden davalılar Ü. E. ve N. Ö. yararına bozulmasına; bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 18.10.2012 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy