(2004 S. K. m. 5)
Dava ve Karar: Davacı S.S. İstanbul Eczacılar Üretim Temin Dağıtım Kooperatifi vekili tarafından, davalı Adalet Bakanlığı aleyhine 28.2.2011 gününde verilen dilekçeyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın yargı yolu bakımından reddine dair verilen 10.5.2011 tarihli kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan raporla dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Dava, icra dairesi görevlilerinin kusurlu eylem ve işlemleri sebebiyle uğranılan zararın davalı Adalet Bakanlığı'ndan alınması istemine ilişkindir. Yerel mahkemece hizmet kusuruna dayanan uyuşmazlığın çözüm yerinin idari yargı yeri olduğu gerekçesiyle yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği sebebiyle dava dilekçesi reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, dava dışı üçüncü kişiden olan alacağı için başlattığı icra takibi sırasında borçluya ait taşınmaz mallar üzerine haciz koydurduğunu, taşınmaz mallar üzerindeki haczin kaldırılmasına yönelik bir istemi bulunmadığı halde icra müdürlüğünün hacizleri kaldırdığını, borçlu tarafından taşınmaz malların satılarak üçüncü kişilere devir edildiğini, tasarrufun iptali davasının da sonuçsuz bırakılması için bir kez daha devir yapıldığını, icra dosyası kapsamından borcun tahsil imkanının kalmadığını ileri sürerek icra müdürünün kusurlu eylemi sonucu zarara uğradığını ileri sürerek, uğradığı zararın ödetilmesini istemiştir.
Tüm dosya kapsamı gözetildiğinde, davanın İcra İflas Yasası'nın 5. maddesinden kaynaklandığı ve icra müdürünün kusurlu eylemine dayandığı anlaşılmaktadır. İcra ve İflas Yasası'nın 5 inci maddesi gereğince, İcra ve İflas Dairesi görevlilerinin kusurlarından doğan tazminat davaları, ancak idare aleyhine açılır... Bu davalara adliye mahkemelerinde bakılır. Bu düzenleme uyarınca icra müdürünün hatalı işleminden dolayı Adalet Bakanlığı'na karşı açılan davaya adli yargıda bakılması gerekir. Devletin zararın meydana gelmesinde kusuru bulunan görevlilere rücu hakkı saklıdır. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, işin esası incelenip davaya konu işlemde icra müdürlüğü görevlilerinin kusurlarının olup olmadığı, kusurları varsa oranı ve zarar kapsamı belirlenerek varılacak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yukarda açıklanan yasal düzenleme göz önünde bulundurulmaksızın, yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği sebebiyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarda gösterilen sebeple BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, 03.11.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy