(818 S. K. m. 41)
Dava: Davacı Tasfiye Halinde Türkiye Emlak Bankası A.Ş. vekili Avukat S. M. tarafından, davalılar A. E. A. ve N. G. aleyhine 15/04/2005 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen 11/02/2010 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, dava zamanaşımı nedeniyle reddedilmiş, kararı davacı temyiz etmiştir.
Davacı banka, davalılar tarafından usulsüz kredi kullandırılması nedeniyle ödenmeyen krediler nedeniyle uğranılan zarar ile karşılığı olmadığı halde karşılığı varmışçasına bloke konulan ve mevzuata aykırı olarak üçüncü kişiye verilen çekler nedeniyle uğradığı zararın tazminini istemiştir.
Davalı taraf, zamanaşımı def'inde bulunmuştur.
Yerel mahkeme, 16/03/1999 tarihinde banka yetkili kurullarınca davalılar aleyhine işlem yapılması konusunda karar verildiği, eldeki davanın ise 15/04/2005 tarihinde açıldığı gerekçesiyle kısa ve beş yıllık zamanaşımı süreleri geçtiğinden davayı zamanaşımından reddetmiştir.
Dosyadaki belgelerden, davalılarca usulsüz kredi kullandırma eyleminin 1996 ve 1997 yıllarında gerçekleştiği, 06/02/1998 tarihinde müfettiş incelenmesi yapılarak raporun düzenlendiği, bu raporun 01/07/1998 tarihli Yüksek Disiplin Kurulu toplantısında değerlendirilerek davalıların mali yönden sorumluluklarına karar verildiği anlaşılmaktadır. Ancak bu Yüksek Disiplin Kurulu Kararının bankanın hukuki yönden işlem yapmaya olur veren, yetkili makamı olan Yönetim Kurulu'na hangi tarihte sunulduğu anlaşılamamaktadır. Şu durumda yerel mahkemece bu tarihin resmi kayıtlar doğrultusunda araştırılarak zamanaşımı def'ini buna göre değerlendirmesi gerekir. Ayrıca, usulsüz olarak üçüncü kişiye verilen çekler nedeniyle, üçüncü kişinin alacak davasının aleyhine sonuçlanması halinde, ilgili personel hakkında rücuan zararın tazmininin istenilmesi gerektiği, Yüksek Disiplin Kurulu kararında belirtilmiştir. Bu belirleme nedeniyle bu kalem istem yönünden, üçüncü kişinin açtığı davanın henüz derdest olduğu anlaşıldığından, bu davanın kesinleşmesinin beklenmesi ve varılacak sonuca göre bir karar verilmek gerekirken, zamanaşımı nedeniyle red kararı doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, 07.07.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy