(2918 S. K. m. 47) (818 S. K. m. 53)
Dava: Davacı G. T. ve T. T. vekili Avukat H. Ş. tarafından, davalı B. Motorlu Araçlar Tic. San. Tic. Ltd. Şti. aleyhine 12/11/2004 gününde verilen dilekçe ile trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 01/07/2005 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı B. Motorlu Araçlar Tic. San. Ltd. Şti. temsilcisi C. B. tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Dava, trafik kazası sonucu desteğin ölümü nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem aynen kabul edilmiş; karar, davalılardan B. Motorlu Araçlar Ticaret Sanayi ve Limitet Şirketi tarafından temyiz olunmuştur.
Dava konusu olayda; davalı şirkete ait yolcu otobüsü, 4.9.2004 günü gecesi, şehirlerarası yolda seyir halinde iken yolun karşısına geçmeye çalışan davacıların desteğine çarpmıştır. Yerel mahkemece benimsenen ve karara esas alınan bilirkişi raporunda,
100 metre mesafe içinde yaya geçidi ve kavşak bulunmayan karayolunda karşıdan ışıklarını yakarak gelmekte olan otobüsü gördüğünde otobüsün kendisine olan mesafesini ve hızını göz önünde bulundurmadan ve kendi güvenliğini sağlamadan ve yaklaşan otobüsün geçmesini beklemesi gerekirken kontrolsüz olarak karayolunun karşı tarafına geçmek isterken davalı şirkete ait otobüsün çarpması sonucu vefat eden ve yol kenarında seyyar satıcılık yapan yaya Hidayet'in kazanın meydana gelmesinde 1. derecede ve 6/8 oranında kusurlu bulunduğu, davalı şirkete ait otobüsün sürücüsünün ise 2918 sayılı Yasa'nın 47. maddesinin d fıkrasını ihlal ederek trafik güvenliği ve düzeni ile ilgili kural ve yasaklara uymayarak dalgın ve dikkatsiz olarak araç kullanması nedeniyle yolun karşısına geçmek isteyen yayayı fark edemeyerek çarptığı için 2. derecede ve 2/8 oranında kusurunun bulunduğu
bildirilmiştir. Yerel mahkemece, bu bilirkişi raporu esas alınarak davalı şirkete ait yolcu otobüsünü kullanan dava dışı sürücünün 2/8 oranında kusurlu olduğu benimsenerek istem kabul edilmiştir. Davalı şirkete ait yolcu otobüsünün sürücüsü hakkında dava konusu olay nedeniyle açılan kamu davasının yargılaması sırasında alınan ve Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 19.01.2005 günlü raporda ise;
sanık-sürücünün sevk ve idaresindeki yolcu otobüsü ile normal seyri sırasında olay mahalline geldiğinde meskun mahal dışı ve aydınlatmanın olmadığı bu mahalde yola giren yayayı gördüğünde mevcut şartlarda alabileceği bir önlem ve tedbir bulunmadığından dolayı olayda kendisine yöneltilebilecek kusurunun bulunmadığı, olayda yaşamını yitiren yayanın ise, sanık idaresindeki vasıtanın hız durumunu dikkate almadan kontrolsüzce taşıt trafiğine ait kaplamaya aniden giriş yaptığı, sanık sürücüye ilk geçiş hakkını bırakmadığı bu hareketiyle can güvenliğini tehlikeye düşürdüğünden dolayı olayın meydana gelmesine sebebiyet vermiş olup tam kusurlu olduğu
belirtilmiştir. Ceza mahkemesinde bu adli tıp kurumu raporuna göre sanık-sürücünün olayda kusurunun bulunmadığı sonucuna varılarak beraat kararı verilmiştir. Ceza davasına katılan-davacıların bu beraat kararını temyiz etmeleri üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nce kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmiştir.
Borçlar Yasası'nın 53. maddesi gereğince hukuk hakimi ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değil ise de ceza mahkemesince belirlenecek maddi olgular ile bağlıdır. Her ne kadar somut olayda maddi olguları belirleyen beraat kararı kesinleşmemişse de dosya içinde bulunan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, ceza mahkemesinde alınan adli tıp kurumu raporunda kusur yönünden yapılan belirlemenin dava konusu olayın oluşuna daha uygun ve kabul edilebilir olduğu anlaşılmaktadır. Şu durumda yerel mahkemece ceza davasında alınan ve olayın oluş biçimine daha uygun bulunan adli tıp kurumu raporuna göre davalı şirkete ait aracı kullanan sürücünün olayda kusurunun bulunmadığı olgusu benimsenerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken bu yön gözetilmeden yukarıda yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA; bu bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 19.09.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy