(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 62)
Dava ve Karar: Davacı Sağlık Bakanlığı'na izafeten Manavgat Devlet Hastanesi vekili tarafından, davalı M. G. aleyhine 20.11.2008 gününde verilen dilekçeyle haksız yere ödenen döner sermaye bedelinin iadesine yönelik icra takibine vaki itirazın iptalinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 9.3.2010 tarihli kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan raporla dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece dava reddedilmiş, kararı davacı temyiz etmiştir.
Davacı idare, devlet hastanesinde hekim olan davalının muayenehanesi olması veya işyeri hekimi olarak çalışmış bulunmasına rağmen, haksız yere ödenen döner sermaye bedelinin tazmini için icra takibi yapmış davalının itirazı üzerine bu davayla itirazın iptalini istemiştir.
Davalı taraf, davacının sıfat ehliyeti olmadığını, alacağın zamanaşımına uğradığını, muayenehanesini açtığı ve kapattığı tarihleri usulünce bildirdiğini, fazla ödeme sebebiyle kusurlu bulunmadığını, idarenin altmış günlük sürede paranın iadesini istemediğinden davanın reddini savunmuştur.
Yerel mahkeme, davalının muayenehanesini kapattığını hastaneye bildirdiğini, bu sebeple ödenen döner sermaye parasının iadesinin istenemeyeceğini ve davalıyı iade borcu altına sokan bir durum olmadığından davayı reddetmiştir.
Dosyadaki belgelerden, davalının Manavgat Devlet Hastanesi'nde görevli hekim olduğu, aynı zamanda muayenehanesinin bulunduğu, bu sebeple kendisine döner sermaye bedeli ödenmediği, davalının başka bir ile tayininin çıkması sebebiyle muayenehanesini 1.12.2005-18.1.2006 tarihleri arasında kapattığı ve bu dönem itibariyle döner sermaye ödemesinden yararlanmaya hak kazandığı ve fakat davalının 18.1.2006 tarihinde yeniden muayenehanesini açması ve bunu hastaneye bildirmesine rağmen 2006 yılı Ocak, Şubat ve Mart aylarında haksız yere döner sermaye ödemesinden yararlandırıldığı anlaşılmaktadır. Davacı, yapılan ödemenin davalının kusuruna dayanıldığından geri ödenmesini istemişse de, davanın hukuki nitelendirmesi hakime ait olup, davanın davalıya haksız yere ödenen bedelin iadesine, yani sebepsiz zenginleşmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır. B.K.nun 62 nci maddesi gereğince ihtiyarıyla borçlu olmadığı şeyi ödeyen kimse hataen kendini borçlu zannederek verdiğini geri isteyebilir. Davacı kurum yazıları ve belgelerinden, davacının hataen ödeme yaptığı anlaşılmaktadır. Davacının, yapılan ödemenin hataen yapıldığını fark etmeyerek geri istememesi, yerel hükümlere göre dava açmasına engelde değildir. Ayrıca, davalının zamanaşımı defi konusunda gerekçeyi temyiz etmediği de gözetildiğinde, davanın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre çözümlenmesi ve haksız yere ödenen bedelin belirlenerek bu miktar alacağa yönelik itirazın iptaline karar vermek gerekirken yanlış hukuki değerlendirmeyle davanın reddi usul ve yasaya aykırı görüldüğünden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarda gösterilen sebeplerle davacı yararına BOZULMASINA, 25.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy