(4721 S. K. m. 1007)
Dava: Davacı C. A. vekili tarafından, davalı Keçiören Belediye Başkanlığı ve diğeri aleyhine verilen dilekçeyle haksız eylem sebebiyle tazminat, fazla ödenen harç ve vergilerin iadesiyle tapu kaydının düzeltilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 26.3.2010 tarihli kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacıyla davalılardan Bayındırlık ve iskan Bakanlığı vekilleri taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan raporla dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: 1) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2) Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince; dava haksız eylem sebebiyle uğranılan zararın tazmini, sebepsiz yere ödenen harç ve vergilerin iadesiyle tapu kaydının düzeltilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece dava kısmen kabul edilmiş, kararı davacıyla davalılardan Bayındırlık ve İskan Bakanlığı temyiz etmişlerdir.
a) Davacı, tapu sicilinde 397 m2 görünen 6168 Ada 7 parseldeki taşınmazı 13.10.2000 tarihinde satın aldığını, sonrasında Ankara Belediyesi İmar İdare Heyeti tarafından alınan 24.6.1958 tarihli karar ve onaylanan plan gereği taşınmazın 59 m2'sinin yola terk edildiğinin anlaşıldığını, satın aldığı taşınmazın eksik çıkması sebebiyle T.M.K.1007 nci maddesine dayalı taşınmaz bedeli tazminat ile 397 m2 üzerinden fazladan alınan harç ve vergilerin iadesini ve taşınmazın tapudaki miktarının düzeltilmesini istemiştir.
Davalı Belediye, idari yargının görevli olduğunu, işlem tarihinde taşınmaz Ankara Belediyesi uhdesinde bulunduğundan kendilerine husumet düşmeyeceğini ve zamanaşımı süresinin geçtiğini savunmuştur.
Davalı Bakanlık, taşınmazın tüm eski imar odalarında olduğu gibi sadece plan ve pafta üzerinden teslim edildiğini, alırken eksikliği davacının dikkatini çekmiş olması gerektiğini, taşınmazın arsa olarak yola terkle değerlendiğini, zarar görme iddiasının doğru olmadığını ve miktarın fahiş olduğunu beyan etmiştir.
Yerel mahkeme, bilirkişi incelemesi yaptırmış, rapor doğrultusunda, davacının taşınmazının 59 m2'sinin yola terki işlemiyle davalı idarenin sorumlu olmayacağı ve davacının zarar görmediği kabul edilerek tazminat istemi red, fazla yatırılan vergilere dair istirdat istemi kısmen kabul ve tapuda kayıt düzeltme istemi kabul edilmiştir.
Dosyadaki belgeler ve bilirkişi raporuyla davaya konu taşınmazın kısmen ( 59 m2) davacı taşınmazı satın almadan önce Ankara Belediyesi İmar İdare Heyetinin 24.6.1958 tarih 452 Sayılı kararıyla onaylanan plan gereği yola terkedildiği, parsel alanının 397 m2 yerine 338 m2 olarak şuyulandırıldığı, o günkü mevzuat gereği Tapu Fen Amirliği tarafından fenni yönden evrakı yüzölçümleri hanesindeki miktarları düşürüp haritaya işlediği ve mal sahiplerince tapuya bilgi verilmeyip evrakın bu aşamada kaldığından taşınmazın gerçek yüzölçümünün tapuya işlenmediği anlaşılmaktadır. Davacı tapu siciline güvenerek taşınmazı 397 m2 üzerinden satın aldığına ve Hazine, tapu sicilinin tutulması sebebiyle kusursuz sorumlu olduğuna göre T.M.K.1007.m gereğince davacının zararından sorumludur. Davacı tapudaki miktar üzerinden bedel ödeyerek taşınmazı satın almış ve taşınmazın fiilen daha az miktarda olduğu belirlenmiş olduğundan zarara uğramadığı söylenemez. Şu durumda davacının zararı belirlenerek hüküm altına alınmak gerekirken davanın reddi doğru değildir. Somut olay itibarıyla zarar miktarı belirlenirken, davacının satın aldığı ve yola terk edilen miktarlar gözetildiğinde taşınmazdaki eksikliğin fark edilebileceği hususunun gözetilerek uygun bir miktar hakkaniyet indirimi yapılmak ve davacının önceki maliklere de zararın tazmini için gidebileceği ve mükerrer ödemeye sebep olabileceği gözetilerek hüküm kurulurken tahsilde tekerrüre sebep olmayacak biçimde zarara hükmolunmak gerekir. Bu yönlerin göz ardı edilmesi ve tapu sicilinin tutulmasına yönelik davanın tümden reddi usul ve yasaya aykırı görüldüğünden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarda (2) numaralı bentte gösterilen sebeplerle davacı yararına BOZULMASINA, davalının tüm davacının diğer temyiz itirazlarının yukarda (1) numaralı bentte gösterilen sebeplerle reddine ve temyiz eden davacıdan peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, 25.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy