(1512 S. K. m. 162)
Dava: Davacı S. A. vekili Avukat Hasan Hüseyin Ünal tarafından, davalı M. Ö. ve diğeri aleyhine 22/10/2009 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 26/04/2011 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Davalı Ö. İ.'in temyiz itirazları yönünden;
Dava, haksız eylem nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde, davalılardan Ö. İ. adına kayıtlı aracı, diğer davalı noter tarafından düzenlenen araç satış sözleşmesi ile satın aldığını, tescilden kısa bir süre sonra satış sözleşmesinin davalı malik adına düzenlenen sahte sürücü belgesine istinaden yapıldığının anlaşıldığını, davalı noterin satış sözleşmesi için ibraz edilen sahte sürücü belgesini yeterince kontrol etmediğinden kusuruyla olaya sebebiyet verdiğini, diğer davalı Ö. İ.'in ise aracın çalındığını ileri sürdüğünü ancak oto kiralama işiyle uğraşan davalının iddialarının hayatın olağan akışına uygun olmadığını, dolayısıyla davalı Ö. İ.'in de olayda kusurunun bulunduğunu beyanla maddi zararının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir.
Davalılar, olayda kusurları bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece, bilirkişi raporundaki davalı noterin %75, davacının %25 oranında kusurlu olduğu, davalı Ö. İ.'in ise kusurunun bulunmadığına dair kusur tespitinden ayrık düşünülerek ve ceza soruşturmasının sonucu beklenmeksizin; olayda her iki davalının kusurunun bulunduğu, davacının da satış sırasında bizzat bulunması ve ibraz edilen belgeleri kendisinin de kontrol imkanı bulunması nedeniyle olayda müterafik kusurunun bulunduğu gerekçesiyle, davalı noterin sorumluluğunun zararın takdiren %40'ı ile sınırlı tutulması kaydıyla, davacının satış için ödediği 13.000 TL zararının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacının galericilik yaptığı, davalı Ö. İ.'in ise oto kiralama işiyle uğraştığı, davalı Ö. İ. adına kayıtlı olan dava konusu 34 US 6052 plakalı aracın 30.05.2008 tarihinde davalı noterce düzenlenen araç satış sözleşmesi ile davacı tarafından satın alındığı, satış sözleşmesi için ibraz edilen sürücü belgesinde yer alan bilgilerin davalı Ö. İ.'in gerçek kimlik bilgileri ile tam uyumlu olmadığı, davalı Ö. İ.'e ait olmadığı hususunun davalı Ö. İ. tarafından 06.06.2008 tarihinde Maltepe İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne müracaatta bulunularak, aracının işyerinin arka sokağında park halindeyken çalındığının bildirildiği ve şikayetçi olduğu, aynı davalının 12.06.2008 tarihli ek ifadesinde ise aracının 29.05.2008 tarihinde kendisini H. A. olarak tanıtan bir şahıs tarafından önce kiralanıp sonra vazgeçildiği, dolayısıyla bu şahsın aracın kontağını değiştirmiş olabileceğinden şüphelendiğini beyan ettiği, soruşturmanın halen devam ettiği anlaşılmaktadır. Şu halde hırsızlığa ve adına düzenlenen sahte belgeye dayalı satıma konu aracın gerçek maliki olan davalı Ö. İ.'in eylemi ile davacının uğradığı zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, davalı Ö. İ.'in, dava konusu olayda sorumlu tutulmasına olanak bulunmadığı benimsenerek hakkındaki istemin reddedilmesi gerektiğinin gözetilmemiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
2- Davalı M. Ö.'in temyiz itirazları yönünden;
Noterlik Yasası'nın 162. maddesine göre noterlerin sorumluluğu kusursuz sorumluluktur. Kusursuz sorumlulukta, üçüncü kişinin ağır kusuru ile illiyet bağı kesileceğinden sorumluluk ortadan kalkar.
Somut olayda, sahte sürücü belgesi kullanılarak noterde satış işlemi yapılmıştır. Bu belgenin aldatma yeteneğinin bulunması durumunda, 3. kişinin suç oluşturan bu eylemi nedensellik bağını keseceğinden, işlemi yapan noter kusursuz olarak da sorumlu tutulamaz.
Dosyadaki kanıtlardan, satış işlemi için ibraz edilen sürücü belgesinin aldatma yeteneği bulunup bulunmadığı konusunda bir inceleme yapılmamıştır. Yerel mahkemece yapılacak iş, satış sözleşmesi sırasında ibraz edilen sürücü belgesinin aldatma yeteneği olup olmadığının polis kriminal dairesinden alınacak raporla belirlenerek, sonucuna göre davacının bu konudaki savsamasının onun bölüşük kusurunu oluşturacağı hususu da gözönüne alınarak karar verilmelidir.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilmeden, eksik inceleme ile karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bu yönden de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (1) ve (2) sayılı bentlerde gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 21.06.2012 gününde oybirliğiyle, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy