(2709 S. K. m. 28) (4721 S. K. m. 24, 25) (5187 S. K. m. 1, 3) (818 S. K. m. 49)
Dava: Davacı C. A. vekili Avukat E. R. A. tarafından, davalı R. O. K. aleyhine 07/07/2010 gününde verilen dilekçe ile basın ve yayın yoluyla kişilik haklarına saldırı iddiasına dayalı manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 24/11/2010 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Dava, basın yayın yoluyla kişilik haklarının ihlaline dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. Yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalının Taraf gazetesindeki 25/11/2009 ve 02/12/2009 tarihli yazıları ile SHOW TV'de yayınlanan Haber Özel ve CNN TÜRK'de yayınlanan Gündemin Rengi programlarında davacı hakkında hakaret ve iftira içeren sözler söyleyip kişilik haklarına doğrudan ve ağır şekilde saldırıda bulunulduğunu belirterek ayrı ayrı manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalı, davacının siyasi bir partinin en üst organlarında yer alan bir Milletvekili olduğunu, Cumhurbaşkanının anneannesine yönelik Ermeni kökenli olduğuna yönelik ırkçı ifadeleriyle, eleştirilmesine kendisinin neden olduğunu, yazı ve konuşmalarında eleştiri hakkını kullandığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı yaptığı eleştirilerin basın özgürlüğü kapsamında kaldığını savunmuş ise de; kullandığı sözlerin kişilik haklarına zarar verici nitelikte olduğu kabul edilerek, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Borçlar Yasası'nın 49. maddesi gereğince kişisel çıkarları zarara uğrayan kişi manevi tazminat isteyebilir. Medeni Yasa'nın 24. maddesine göre ise, kişisel çıkarları haksız saldırıya uğrayan kişi ancak yasanın öngördüğü durumlarda manevi tazminat isteyebilir. Kişilik haklarının konusu, hukuk düzenince korunan kişisel değerlerin tamamıdır. Kişiliğe yapılmış bir saldırıdan söz edilebilmesi için, kişilik değerlerine ilişkin saldırının haksız olması gerekir. Kural olarak yayınlanmasında kamu yararı bulunan gerçek ve güncel bir haberin özle biçim arasında denge kurularak verilmesi durumunda hukuka aykırılık ortadan kalkar ve basın sorumlu tutulamaz.
Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır.
Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.
Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Yasası'nın 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur.
Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.
Davacının siyasi bir partinin tanınmış bir milletvekili olarak Cumhurbaşkanının anneannesinin Ermeni kökenli olduğuna yönelik ifadeleriyle komuoyunda tartışma yarattığı, bu sözlerinin yazılı ve görsel basında günlerce tartışıldığı bilinmektedir. Davalı yazdığı yazılar ve televizyonlardaki ifadelerinde bu sözlerle ilgili yorum yapmış, görüşlerini belirtmiştir. Davacının konumu ve görevi göz önüne alındığında sözlerinden dolayı ağır biçimde eleştirilmesi doğaldır. Bu şekilde ağır bir biçimde eleştirilmesine de kendi kusuru ile sebep olmuştur.
Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, istemin tümden reddedilmesi gerekirken, davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 04.04.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
NOT: KONUNUN ÖNEMİ GEREĞİ YEREL MAHKEME İLAMINI AŞAĞIDA YAYIMLIYORUZ.
TC.
KADIKÖY
4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO: 2010/329
KARAR NO: 2010/439
DAVA: Tazminat (Kişilik Haklarına Saldırı Nedenli)
DAVA TARİHİ: 07/07/2010
KARAR TARİHİ: 04/11/2010
Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Kişilik Haklarına Saldırı Nedenli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili mahkemeye verdiği dilekçesinde özetle, davacının Taraf Gazetesinin 25/11/09 ve 02/12/09 tarihli nüshalarındaki köşe yazıları ile, Show Tv'de 06/12/09 tarihinde yayınlanan Haber Özel Programı ile CNN Türk Televizyonunda 01/03/10 tarihinde yayınlanan Gündemin Rengi adlı programlarında davacı hakkında hakaret ve iftira içeren sözler söyleyip kişilik haklarına doğrudan ve ağır şekilde saldırıda bulunulduğunu, 4 ayrı yayın için her birinin yayın tarihinden itibaren yürüyen yasal faizi ile toplam 30.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili yazılı cevabında, davacının siyasi bir partinin en üst organında yer alan bir vekil olduğunu, bunun için tüm söz ve davranışlarının kendisi olduğu kadar mensubu olduğu siyasi partiyi ve seçmenlerini de ilgilendirdiğini, bu nedenle Cumhurbaşkanı'nın annesine yönelik Ermeni kökenli olduğuna dair ırkçı ifadelerinin eleştirilmesine kendisinin kusuru ile sebep olduğunu, nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27/09/06 tarih, 2006/4-550 sayılı içtihadının da bu nitelikte olup, davalının Anayasa, Basın Kanunu, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Yargıtay kararları kapsamında eleştiri hakkını kullanmış olduğunu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini bildirmiştir.
Dava, TMK'nun 24,25 ve BK'nun 49 maddelerine dayalı manevi tazminat istemidir.
Davacı milletvekili C. A., davalının gazete yazıları ve tv programlarında kendisine ırkçı, faşist nitelemesinde bulunduğunu, bu sözlerinin kişilik haklarını zedelediğini ileri sürmüş, davalı taraf ise eleştirilen olayın davacının kendi beyanından kaynaklandığını, Cumhurbaşkanı'nın annesine hitaben Ermeni ırkından geldiğini belirtmesi sebebi ile ağır eleştiride bulunulduğunu savunmuştur.
Tarafların gösterdiği tüm delilleri toplanmış, tv programları bakımından RTÜK'ten gelen yayın bantları bilirkişiye tevdi edilerek çözümlenmiştir.
Toplanan tüm delillere göre;
Davacının Cumhurbaşkanı'nın annesi hakkında sarfettiği sözlerden ötürü ayrıca sorumluluğu bu davanın dışındadır.
Davalı taraf, davacının sarfettiği sözlerin eleştiriyi hak ettiğini ve davalının gazeteci sıfatı ile yaptığı eleştirilerin kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunmadığını, basın özgürlüğü kapsamında kaldığını savunmuş ise de, gerek yazılı metinlerde, gerekse görsel medyada bilirkişi raporunda ayrıntıları bulunan ...ırkçı, ....faşist politikacı sözleri ve bağlı cümleleri, davacının kişilik haklarına zarar verici nitelikte olup, davacının kamuoyu önünde küçük düşürülmesini, halkın kin ve nefretine maruz bırakılması sonucunu doğurabilecek nitelikte olup bu savunmaya itibar olunmamış, nitekim Yargıtay 4 Hukuk Dairesinin 11/03/08 tarih 2008/739 E - 2008/3149 K sayılı içtihadı da göz önüne alınarak birbirini takip eden 4 ayrı yayın içeriği nedeni ile aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıdaki gerekçeye göre;
1-) 25/11/09 tarihli yayın bakımından, 5.000 TL manevi tazminatın 25/11/09 tarihinden;
- 02/12/09 tarihli yayın bakımından 2.000 TL manevi tazminatın, 02/12/09 tarihinden;
- 06/12/09 tarihli haber özel programı bakımından 5.000 TL manevi tazminatın, 06/12/09 tarihinden;
- 01/03/10 tarihli gündemin rengi programı bakımından 2.000 TL manevi tazminatın, 01/03/10 tarihinden yürüyen yasal faizi ile davalıdan tahsiline, fazlanın reddine,
2- Alınması gereken 831,60 TL harçtan peşin alınan 445,50 TL'nin mahsubu ile bakiye 386,10 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3- Davacı vekili yararına karar tarihindeki tarife gereğince hesaplanan 1.680,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4- Reddedilen kısım üzerinden davalı vekili yararına karar tarihindeki tarife gereğince hesaplanan 1.680,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5- Davacının yaptığı 445,50 TL harç, 10 TL tebligat gideri, 15,00 TL teskere gideri, 300 TL bilirkişi ücreti 50,00 TL alopost ücreti olmak üzere toplam 820,50 TL masrafın davanın red ve kabul durumuna göre hesaplanan 382,90 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan masrafın davacı üzerinde tutulmasına,
6- Davalının tebligat masrafının üzerinde tutulmasına, dair, Tarafların yüzünde, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde temyiz yolu açık verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 04/11/2010 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy