(6100 S. K. m. 26) (2577 S. K. m. 2)
Davacı ….. vekili Avukat …… tarafından, davalı Emniyet Genel Müdürlüğüne izafeten Maliye Hazinesi ve diğeri aleyhine 19/01/2010 gününde verilen dilekçe ile araç üzerindeki çalıntı şerhinin iptali istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 04/05/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı hazine vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Dava, çalıntı araca el konulmasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece araç üzerindeki çalıntı şerhinin iptaline karar verilmiş, hüküm, davalı İçişleri Bakanlığı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı 14/06/2000 tarihinde ….. plakalı aracı davalı ….'dan satın aldığını, diğer davalı İçişleri Bakanlığının tescil işlemlerini yaptığını, ancak aracın çalıntı olması ve trafik sicil kayıtlarında bu kaydın bulunması nedeniyle araca el konulduğunu, kendisinden önce aracın üç defa satışını yapan davalı idarenin kusurlu olduğunu, bayiininde meydana gelen zarardan sorumlu olduğunu belirterek maddi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalı İçişleri Bakanlığı savunmasında, idari yargıda dava açılması gerektiğini belirtmiştir.
Davalı …. davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davalı ….. yönünden husumetten davanın reddine, diğer davalı İçişleri Bakanlığı yönünden ise dava konusu araç üzerindeki çalıntı kaydının iptaline karar verilmiştir.
HMK'nın 26/1. maddesi gereğince; "Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir".
Somut olayda davacı davalılardan maddi tazminat isteminde bulunmuştur. Araç üzerine konulan şerhin üzerinden uzun zaman geçmesi ve sicilin zamanaşımına uğrayacağı şeklindeki yerinde olmayan gerekçe ile talepten başka bir şeye karar verilmesi doğru değildir.
Davacı, davalı İçişleri Bakanlığının çalıntı kaydı bulunan aracın trafikte devir ve tescil işlemlerini yaptığını, bu nedenle zarar gördüğünü belirterek davalı idareden maddi tazminat isteminde bulunduğuna göre; istemin hizmet kusuruna dayandığı sonucuna varılmaktadır.
Hizmet kusurundan doğan zararlardan dolayı İdari Yargılama Usulü Yasası’nın 2/1-b maddesi gereğince idareye karşı, idari yargı yerinde tam yargı davası açılması gerekir. Görev konusu kamu düzenine ilişkin olup ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemelerce kendiliğinden gözetilir.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan yazılı gerekçe ile davalı İçişleri Bakanlığı yönünden de işin esasının incelenmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı İçişleri Bakanlığının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına 06.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)