(818 S. K. m. 60)
Dava ve Karar: Davacı B... A.Ş. vekili tarafından, davalı T.C. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı aleyhine 24/07/2009 gününde verilen dilekçe ile maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 26/06/2012 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili ile davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
Davacının bağlı bulunduğu Tedaş'ın, sermayesinin tamamı devlete ait olan ve tekel niteliğindeki mallar ile temel mal ve hizmet üretmek ve pazarlamak üzere kurulan bir kamu kuruluşu olduğu tartışmasızdır. Kuruluşun yasal dayanağı ise 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'dir. Diğer yandan, hizmetin gereği gibi ve kolaylıkla yürütülebilmesi için Tedaş'a bağlı müesseseler de oluşturulmuştur. Müesseselerin, ayrı tüzel kişilikleri vardır. Anılan kararnamenin 4/2. maddesinde, Tedaş'ın bu kanun hükmünde kararname ile saklı tutulan hususlar dışında özel hukuk hükümlerine tabi olacağı açıkça belirtilmiştir. Bu durum, bağlı müesseseler için de aynıdır. Yasanın açık düzenlemesinden, davacı kamu kurumunun kamu hizmeti niteliğindeki çalışmalarını özel hukuk kuralları altında yapacağı anlaşılmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında, zamanaşımı sorunu irdelendiğinde; özel hukuk kurallarına tabi bulunan davacı hakkında, zamanaşımının yetkili makamın öğrenme tarihinden itibaren başlatılamayacağı sonucu ortaya çıkmaktadır. Mahkemenin, bu konuya ilişkin gerekçesi yerinde bulunmamaktadır. Diğer yandan, dava rücuen tazminat istemine ilişkin olup; zarar da, ödeme tarihinde gerçekleşmiştir. Zamanaşımının bu tarihten itibaren hesaplanması gerekir. Somut olayda, ödeme ve dava tarihleri itibariyle BK'nun 60/1. maddesinde ön görülen bir yıllık zamanaşımı süresi dolmuştur. Şu durumda, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerekir. Karar, açıklanan nedenle yerinde görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda gösterilen nedenle davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre, davacının temyiz itirazlarının ise incelenmesine yer olmadığına, 03.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy