(4721 S. K. m. 1007) (818 S. K. m. 60)
Dava: Davacı H. D. vekili Avukat S.K. tarafından, davalı Maliye Hazinesi ve Tapu Sicil Müdürlüğü aleyhine 04.03.2010 gününde verilen dilekçe ile maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 04.05.2010 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, TMK'nın 1007. maddesi gereğince tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanan maddi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde, 13.11.1971 tarih 3540 yevmiye nolu tapuda düzenlenen resmi senetle 164 ada 12 parsel sayılı taşınmazın 9791/25446 payını satın aldığını ancak taşınmazını satmak için Erzurum Tapu Sicil Müdürlüğüne gittiğinde tescilin yapılmamış olduğunu ve satış yapamayacağını öğrendiğini, 28.11.2008 tarihli yazı ile adına tescilin bulunmadığının bildirildiğini, TMK' nın 1007. maddesi gereğince tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanan her türlü zarardan devletin sorumlu olduğunu belirterek maddi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalı, davanın zamanaşımına uğradığını, zararın meydana gelmesinde davacının da kusurunun bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, TMK'nın 1007 maddesi uyarınca açılan davanın BK. 60 maddesi uyarınca hak düşürücü sürelere tabi olduğu, işlem tarihinden itibaren 10 yıllık sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğinden, davacının dava konusu taşınmazı 13/11/1971 tarih ve 3540 yevmiye nolu resmi senetle tapuda satın aldığı, aynı taşınmazla ilgili satış işlemi yapmak üzere Tapu Sicil Müdürlüğü'ne gidildiğinde davacı adına, tescil işleminin bulunmadığının sözlü olarak bildirildiği daha sonra verilen 28.11.2008 tarihli cevabı yazıda da davacı adına 164 ada 12 parsel sayılı taşınmazda tescil kaydının bulunmadığının bildirildiği anlaşılmaktadır.
Dava, yolsuz tescil nedenine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Davacı satın aldığı taşınmaz hissesinin adına tescil işleminin yapılmadığını 28.11.2008 tarihinde öğrenmiştir. Bu tarihten itibaren 10 yıl içerisinde satın alan 3. kişiye karşı tapu iptali davası açma hakkı vardır. Bu yol tüketildikten sonra da 1 yıl içerisinde tazminat davası açabilir. Davacı satın alan 3. Kişiye karşı iyi niyetle taşınmaz mülkiyetini kazanacağını düşünerek tapu iptali davası açmak yerine eldeki tazminat davasını açtığına göre davanın süresinde açıldığının kabulü gerekir.
Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, işin esası incelenip davacının uğradığı zararın kapsamı belirlendikten sonra varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 21.06.2012 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy