(2004 S. K. m. 257)
Dava: Davacı M. İ. vekili tarafından, davalı A. İ. aleyhine 18.01.2012 gününde verilen dilekçe ile ihtiyati tedbir talepli manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen 27.02.2012 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, haksız eylem nedeniyle davalı adına kayıtlı taşınmaz hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesi, bunun mümkün olmaması halinde ihtiyati haciz kararı verilmesi istemine ilişkindir. Davacı, ihtiyati tedbir ve haciz istemli olarak açtığı bu davada; babası olan davalının, annesini bıçaklayarak öldürdüğünü, hakkında başlatılan soruşturma sırasında verdiği ifadesinde suçu işlediğini kabul ettiğini ve tutuklandığını belirterek, davalının haksız eylemi sonucu annesinin ölümü nedeniyle manevi tazminat isteminde bulunmuş ve davalının tazminat ödememek için adına kayıtlı taşınmazını başkasına devretmek istediğini öğrendiğini açıklayarak manevi tazminat alacağının tahsilini sağlamak amacıyla davalının adına kayıtlı taşınmazın, başkalarına devir ve tescilinin engellenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesi, olmadığı takdirde ihtiyati haciz kararı verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, yasal koşulları oluşmayan ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiş, karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
İhtiyati tedbir ve haciz istemine konu taşınmazın, aynı ve mülkiyeti konusunda taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığına göre ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiş olması doğru görülmüştür. Ancak; davacı, ihtiyati haciz isteminde de bulunmuştur.
İcra İflas Yasası'nın 257/1. maddesi gereğince, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.
Dava konusu zararın haksız eylemden doğduğu ileri sürülmektedir. Dosya içindeki belgelerden de davalının haksız eylemi kabul etmiş olduğu anlaşıldığına göre davacının tazminat hakkı istenebilir (muaccel) hale de gelmiştir. Davalı tarafından kabul edilen bu eylemden dolayı davacının alacağı rehin ile de temin edilmediğine göre borçlunun elinde veya üçüncü kişilerde bulunan taşınır ve taşınmaz malları ile alacak ve diğer haklarının ihtiyaten haczine karar verilmesi gerekir.
Yerel mahkemece, açıklanan yönler gözetilerek, davacının ihtiyati haciz istemi yönünden de değerlendirme yapılarak bu yöndeki isteminin kabul edilmesi gerekirken, ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 21.06.2012 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy