(2709 S. K. m. 40, 129) (818 S. K. m. 41, 43 49) (657 S. K. m. 13) (YHGK 01.02.2012 T. 2011/4-592 E. 2012/25 K.)
Dava ve Karar: Davacı E. D. tarafından, davalı Y. A. aleyhine 20.12.2010 gününde verilen dilekçe ile hakaret nedeniyle kişilik hakkına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 31.01.2012 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm; davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, M... Üniversitesinde Yapı İşleri Daire Başkanlığında çalıştığı dönemde, davalının Şube Müdürü olarak görev yaptığını, davalının kendisi hakkında depo sorumlusuna hitaben yazmış olduğu yazıda; kendisi ile ilgili hakaret içerir sözler kullandığını belirterek manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Davalı, görevini yerine getirdiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının yazdığı yazı ile davacının kişisel değerlerinin hukuka aykırı olarak zedelendiği belirtilerek manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davaya konu edilen olayda; M... Üniversitesinde Yapı İşleri Daire Başkanlığında Şube Müdürü olarak kamu görevi yapan davalının, davacı hakkında yazdığı yazı nedeniyle davacının kişilik haklarına saldırıda bulunduğu ileri sürülmüş, davalı müdürün görevi sırasında ve görevi nedeniyle meydana gelen zarardan sorumlu tutulması istenmiştir.
Kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken veya görevlerini yaparken kişilere zarar vermesi ilgili kamu kurumunun hizmet kusurunu oluşturur. Bu durumda sorumlu, kamu görevlisinin emrinde çalışmakta olduğu kamu kurumu olup dava o kurum aleyhine açılmalıdır. (T.C. Anayasası 40/III, 129/V, 657 Sy. K.13, HGK 2011/4-592 E., 2012/25 K.) Bu konuda yasal düzenlemeler emredici hükümler içermektedir. Diğer yandan Sorumluluk Hukukunun temel ilkeleri açısından bakıldığında da bu şekilde düzenlemenin mevzuatta yer almış olması zarar görenin zararının karşılanması yönünde önemli bir teminattır.
Anayasa'nın 129/5 maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası'nın 13/1 maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen biçim ve koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabilir. Kamu görevlisi aleyhine adli yargı yerinde dava açılamayacağına göre kamu görevlisi hakkında adli yargıda açılan tazminat davasında kast ve kusur aranmaksızın husumet nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekir. Mahkemece husumetten red kararı verilmesi gerekirken işin esasının incelenmiş olması usul ve yasaya uygun olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıdaki gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 27.06.2012 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy