(2709 S. K. m. 28) (4721 S. K. m. 24) (818 S. K. m. 49) (5187 S. K. m. 13)
Dava: Davacı A. M. Ünlü vekili tarafından davalılar M. K. vd. aleyhine 9.2.2011 gününde verilen dilekçeyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 10.5.2012 tarihli kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı ve davalılar vekilleri tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan raporla dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: 1- Davalı M. K.'ın temyiz itirazı yönünden;
Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırı sebebiyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, Y... Gazetesi'nin 22.10.2010 tarihli nüshasında yayınlanan "Ataköy'de Cüppeli Provokasyonu" başlıklı yazıyla kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu beyanla manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Davalılar, yazıda kişilik haklarına saldırının söz konusu olmadığını, görünür gerçeğe uygun ve basın özgürlüğü kapsamında olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, yazının kişilik haklarını ihlal eder nitelikte olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davaya konu haberin yayınlandığı tarihte yürürlükte bulunan 5187 Sayılı Basın Kanunu'nun 13. maddesi hükmüne göre; basın yoluyla işlenen haksız eylemlerden dolayı istenen maddi ve manevi zararlardan eser sahibiyle yayın sahibi ve varsa temsilcisi müştereken ve müteselsilen sorumludur. Yazı İşleri Müdürüne husumet yöneltilemez. Eldeki davada, haksız eylemin işlendiği gazete künyesindeki açıklamaya göre davalı M. K.'ın yazı işleri müdürü olduğu anlaşılmaktadır. Şu durumda, adı geçen davalıya yukarda sözü geçen maddeye göre husumet düşmeyeceğinden davanın bu davalı yönünden taraf sıfatı yokluğu sebebiyle reddedilmesi gerekirken, takdir edilen tazminattan sorumlu tutulmuş olması doğru görülmediğinden kararın bu sebeple bozulması gerekir.
2- Davalı Yeni Şafak Gazetesinin temyiz itirazları yönünden;
Davacı, Yeni Şafak Gazetesi'nin 22.10.2010 tarihli nüshasında yayınlanan "Ataköy'de Cüppeli Provokasyonu" başlıklı yazıyla kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu beyanla manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Anayasa'nın 28. maddesinde düzenlenen basın özgürlüğü ve bu özgürlüğün getirdiği ayrıcalıklar sınırsız olmayıp basın özgürlüğünün özel hukuk alanındaki sınırı 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunun 24 ve yayın tarihinde yürürlükte olan 818 Sayılı Borçlar Yasası'nın 49. maddelerinde anlamını bulan kişilik haklarının korunmasına dair düzenlemelerdir. Borçlar Yasası'nın 49. maddesi gereğince basının sorumlu tutulabilmesi için; yayın ya da eleştirinin kişilik haklarını zedelemesi, bu zedelemenin manevi bir zarar doğurması, kişilik haklarına saldırıyla gerçekleşen zarar arasında uygun nedensellik bağı bulunması, kişilik haklarına saldırının hukuka aykırı olması ve hukuka aykırılığı ortadan kaldıran hukuka uygunluk nedenlerinin bulunması gerekir.
Hukuka uygunluk nedenleri veya hukuka aykırılığı ortadan kaldıran nedenler ise; gerçeklik, güncellik, kamu yararı ve toplumsal ilgi gibi öze dair koşulları ve konuyla anlatım arasında düşünsel bağlılık, anlatım ve sergilenişteki ölçülülük niteliğindeki biçime dair koşullardır. Yayımlanmasında kamu yararı bulunan gerçek ve güncel bir haberin ya da eleştirinin özle biçim arasında denge kurularak yayımlanması durumunda hukuka aykırılık ortadan kalkar ve artık basın sorumlu tutulamaz.
Dava konusu haber ve taraflarca sunulan deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde; böyle bir toplantının yapıldığı, toplantıya davacının da konuşmacı olarak katıldığı anlaşılmaktadır. Bu haliyle haberin görünür gerçeğe uygun olduğu, haberdeki bir kısım sözlerin ayrıntı niteliğinde olduğu ve davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmadığı sonucuna varılmaktadır. Mahkemece, açıklanan yönler gözetilerek, istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, davalı gazetenin manevi tazminatla sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarda (1) ve (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve temyiz eden davalılardan peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, 27.01.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy