MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davası üzerine, Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından davanın kısmen kabulüne ve İtiraz Hakem Heyeti tarafından davalı vekilinin itirazının kabulüyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından süresi içinde temyizi istenilmekle, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili; davaya konu kaza tarihinde trafik sigortası bulunmayan aracın karıştığı kaza sonucunda araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralanıp malul kaldığını; davalı tarafından 03.01.2018 tarihinde 49.478,00 TL. ödenmişse de bu bedelin yetersiz olduğunu, daha önce yapılan tahkim başvurusunda alınan raporla 50.053,05 TL. tazminat hesaplandığını, ancak taleple bağlılık ilkesi gereği 1.000,00 TL'ye hükmedildiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 49.053,05 TL. bakiye sürekli işgücü kaybı tazminatının faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 23.09.2019 tarihli ıslah dilekçesiyle taleplerini 58.288,65 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; davaya konu alacağın zamanaşımına uğradığını, tazminattan hatır taşıması ve müterafik kusur nedeniyle indirim yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından; davanın kısmen kabulü ile 46.630,92 TL. bakiye sürekli işgücü kaybı tazminatının 13.04.2019 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazla isteğin reddine dair verilen karara davalı vekili tarafından yapılan itiraz üzerine, İtiraz Hakem Heyeti tarafından, davalı vekilinin itirazının kabulü ile UHH kararının kaldırılmasına; kaza tarihinden sonraki 8 yıllık ceza zamanaşımı süresi içinde açılmayan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 154/1. maddesinde "borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse zamanaşımının kesileceği" düzenlemesine; 156/1. maddesinde ise "zamanaşımının kesilmesiyle, yeni bir süre işlemeye başlar" düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan bu düzenlemelerle, herhangi bir ayrım yapılmaksızın, tüm borç ilişkileri bakımından geçerli olan zamanaşımının kesilmesi nedenleri ve kesilmeden sonra işleyecek sürenin ne olduğu tespit edilmiş bulunmaktadır.
Haksız fiil niteliğinde olan trafik kazaları bakımından zamanaşımı sürelerini özel olarak düzenleyen 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109/2. maddesinde, haksız fiilin aynı zamanda suç teşkil ettiği durumlar için uzamış ceza zamanaşımı süresinin uygulanacağı ilkesi benimsenmiştir. KTK'nın 109/2. maddesi ile, zarar görenlerin kısa zamanaşımı süreleri nedeniyle hak kaybına uğramasının önlenmesi ve zarar görenlerin korunmasının amaçlandığı açıktır. Bu itibarla; haksız fiil mağduru olan zarar görenlerin korunması amacıyla getirilen ve daha uzun süreler içinde hak arama imkanı veren kanuni düzenlemenin, zarar görenlerin aleyhine sonuç doğuracak biçimde ve mutlak surette uygulanması, kanunun amacına uygun düşmeyecektir. Kaldı ki, KTK'nın 109/2. maddesindeki ceza zamanaşımının uygulanması hükmünün, haksız fiiller de dahil olmak üzere tüm borç ilişkilerinde zamanaşımının kesilmesi nedenlerini ayrıca ve açıkça düzenleyen Borçlar Kanunu düzenlemelerini bertaraf edecek şekilde uygulanmasının, özel kanunda hüküm bulunmayan halde genel kanunun uygulanması ilkesine aykırı olacağı da gözden uzak tutulmamalıdır.
Davaya konu somut olayda; davacının bedensel zarara uğramasıyla sonuçlanan kazanın 16.11.2010 tarihinde gerçekleştiği; yapılan başvuru üzerine, 03.01.2018 tarihli ibraname karşılığında davalı tarafından 49.478,00 TL. tazminat ödemesinin yapıldığı; bu ödemenin yetersiz olduğu gerekçesiyle, davacının 15.03.2018 tarihinde tahkim yoluna başvurduğu ve davacı lehine 1.000,00 TL. tazminata (taleple bağlı kalınarak) karar verildiği; anılan ödemelerdeki miktarların yetersizliği iddiası ile eldeki davanın 25.04.2019 tarihinde açıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Davalı tarafından 03.01.2018 tarihinde yapılan (kısmi) ödeme ile, BK'nun 154/1. maddesi gereği, zamanaşımı kesilmiş ve yeni iki yıllık süre işlemeye başlamış olup, dava tarihi itibariyle yeni işlemeye başlayan 2 yıllık zamanaşımı süresi de dolmamıştır.
Açıklanan maddi ve hukuki vakıalar karşısında; davalının kısmi ödemesi nedeniyle zamanaşımının kesildiği ve yeniden işlemeye başlayan 2 yıllık zamanaşımı süresinin dava tarihi itibariyle dolmadığı gözetilerek, davalının zamanaşımı def'inin reddi ile, davacı tarafın zarar talebi için inceleme yapılması ve davalı vekilinin UHH kararına ilişkin diğer itirazları da değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA; dosyanın, hakem dosyasının saklanması kararını veren ... 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine; peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 25/10/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy