(466 S. K. m. 4)
Teşekkül vücuda getirerek uyuşturucu maddelerden esrar bulundurmaktan sanık olup Mardin 1 inci Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılaması sonunda beraatına karar verilen A. G.'nin haksız olarak mevkuf kaldığı günler için 466 sayılı kanun gereğince maddi ve manevi tazminatın hazineden alınarak kendisine verilmesine mütedair açtığı dava üzerine yapılan inceleme sonunda 3224 lira maddi ve 500 lira manevi tazminatın hazineden alınarak davacıya verilmesine, ceza evinde yediği iaşe bedelinin tenziline dair Diyarbakır 2 nci Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 27.11.1973 tarihli ve 973/26-239 sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine vekili tarafından istenilmesi, şartı yerine getirilmesi üzerine mahallinden gönderilip C. Başsavcılığından tebliğname ile daireye tevdi olunan dava evrakı incelenerek gereği düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 1.10.1973 gün, Esas: 972/5-221, karar: 594 sayılı içtihadına göre; temyiz olunmayarak kesinleşen beraat kararı asıl suça ait olup tazminat konusunda muhkem kaziyeden bahsedilemez. 466 sayılı kanunun 4 ncü maddesinde ele alınan ihmal veya kusurlu hareketlerin anlaşılabilmesi de beraat hükmüne konu olan dosyanın eksiksiz olarak incelenmesine bağlıdır.
Aksi halde eksik incelemeye dayanan ve isabetli olmayan beraat hükümlerinden yararlanılarak devletten haksız tazminat alma eğilimlerinin yasa koyucunun amacına aykırı olarak gelişmesini önlemek mümkün olmayacaktır. Sosyal koşulların da gözönünde tutulması sonunda, delil durumunun incelenmesi kaçınılmaz bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır.
Bu ilkenin ışığı altında tazminata ilişkin hüküm ve ilgili ceza dosyası üzerinde yapılan incelemede:
Davacı A. G.'nin evinde 15.2.1972 tarihinde yapılan aramada yığılı bulunan yataklar arasında saklanmış esrar elde edildiği, kendisinden sorulduğunda : (kadınlara ait sabun veya sakız veya herhangi eşyadır) dediği, eşi Zehra'ya sorulduğunda: (çocuk sabunudur) diye cevap verdiği diğer eşi Zekiye ye sorulduğunda: (çocuk ilacıdır) dediği ve tutanak düzenlenirken A. G.'nin firar ettiği hakkında gıyabi tutuklama kararı verildiği ve 29.3.1972 tarihinde yakalanarak sevk edildiği sulh hakimliğinde (...bende esrar yakalanmıştır...) şeklinde itirafta bulunduğu anlaşılmıştır.
Bu deliller karşısında mahkemece duruşmadaki son beyanlara dayanılmak suretiyle beraat kararı verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda tutuklama kararının verilmesine adı gecenin tamamıyla kendi kusurlu beyan ve hareketleriyle sebebiyet verdiği nazara alınmayarak yazılı şekilde tazminata hükmolunması;
Kanuna aykırı ve hazinenin temyiz itirazı bu itibarla yerinde olduğundan hükmün tebliğname gibi CMUK.nun 321 nci maddesi gereğince BOZULMASINA, depo parasının geri verilmesine 09.07.1974 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy