(765 S. K. m. 31, 61, 414, 418)
Dava: Irza geçmeye eksik derecede teşebbüsten sanık Sabahattin Delbe'nin yapılan yargılanması sonunda: TCK. nun 414/2, 61. maddeleri gereğince 3 sene 4 ay ağır hapis cezasıyla mahkumiyetine hakkında 31. maddenin uygulanmasına dair Siirt Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 1.3.2002 gün ve 2001/180 Esas, 2002/22 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
1- Doktor Bestami Çelik tarafından düzenlenen 25.9.2001 tarihli raporda anal bölgede eternel sfinkterde kızarıklık mevcuttur. Akut livata yönünden ileri tetkik (meni ve kıyafet incelemesi) için Siirt Devlet Hastanesi Acil Polikliniğine sevki uygundur. denilip aynı günlü Doktor Heval Bilek'çe düzenlenen raporda anal sifinkter hiperemik olup fiili livatanın gerçekleştiğini belirtir kesin rapordur. denilip Adli Tıp2. İhtisas Kurulunun 14.12.2001 günlü raporunda da anüs mukozası ve sifinkter tonusu doğal bulunup sonuç kısmında zamanında anal bölgeden örnek alınmadığı, giysilerin incelenmediği dolayısıyla eylemin ırza geçme, ırza geçmeye teşebbüs veya ırza tasaddi suçlarından hangisi düzeyinde olduğu hakkında mevcut verilerin ayırıcı tanı için yeterli olmadığının belirtilmesi karşısında sanık eylemine harici ve ciddi bir engel olmaksızın kendiliğinden son verdiği anlaşılmakla TCK. nun 61/son maddesi uyarınca tamamlanan eylemin zorla ırz ve namusa tasaddide bulunma suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde ırza geçmeye eksik teşebbüs kabul edilerek uygulama yapılması,
2- Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunun 4. İhtisas Kurulundan Konsültasyon istemesi üzerine mağdurda akut stres bozukluğu tanısı konduğunun bildirilmesi karşısında, mağdur tekrar Adli Tıp Kurumuna gönderilerek olaydan dolayı açıklanan tanının TCK. nun 418/2. maddesinde yazılı biçimde mağdurun sıhhatine sair büyük bir nakise niteliğinde olup olmadığı saptanmadan eksik soruşturmayla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Sonuç: Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı CMUK. nun 321 ve 326. maddeleri uyarınca kazanılmış haklar saklı kalmak kaydıyla BOZULMASINA, 29.05.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy