(765 S. K. m. 31, 33, 202) (1412 S. K. m. 317, 365) (5237 S. K. m. 53, 247, 248)
Dava: Zimmet, sahtecilik ve dolandırıcılık, suçlarından sanıklar Osman ve Emin'in yapılan yargılanmaları sonunda, zimmet suçundan mahkumiyetlerine, sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından bütün halinde zimmet suçunu oluşturduğundan karar verilmesine yer olmadığına dair ( ALAŞEHİR ) Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 29.01.2002 gün ve 1999/138 Esas, 2002/7 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi müdahil vekili ve sanıklar vekilleri tarafından istenilmiş, sanıklar yönünden incelenmenin duruşmalı yapılması talep edilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle, duruşma isteğinin süresinde ve yerinde olduğu anlaşıldıktan sonra uygun görülen talep ve mütalaa dairesinde sanık Osman hakkında ( DURUŞMALI ), sanık Emin hakkında ( DURUŞMASIZ ) inceleme yapılmasına oybirliği ile karar verilerek tefhim olunduktan sonra, dava evrakı incelenip gereği görülmüş olduğundan aşağıda yazılı karar ittihaz olundu.
CMUK.'nun 365.maddesine aykırı olarak suçtan doğrudan zarar görmeyen Hazinenin müdahilliğine karar verilmesi nedeniyle hükmü temyize hakkı bulunmadığından Hazine vekilinin temyiz isteğinin CMUK.'nun 317.maddesi gereğince reddiyle, incelemenin sanıklar vekilinin temyizi ile sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Karar: Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanıkların 3.3.1997 gün ve 5063 numaralı müşterek ve müteselsil borç senedi ile ihtiyaç cetvellerini 9 ortak yerine imzalayıp onları borç göstermek suretiyle 61 ton gübre ile buna ait destekleme bedelini mal edindikleri oluşa uygun olarak iddia ve kabul edilmişse de; müfettiş raporuna ve düzenlenen belgelere göre senet ile ihtiyaç cetvellerinde 9 ortağa atfen atılan imzaların aynı elden çıktığının ilk bakışta anlaşıldığı ve ortakların imza sirkülerindeki imzaları ile de aynı olmadığının açıkça görüldüğü ve bu nedenle hileli işlemlerin aldatıcılık yeteneğinin bulunmadığı nazara alındığında eylemlerin basit zimmet niteliğinde bulunduğu gözetilmeden, yazılı biçimde ihtilasen zimmetten hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Sanık Osman'ın basit ve nitelikli olarak zimmetine geçirdiği tutarlar üzerinde ayrı ayrı zararın bir ve üç misli olarak para cezasının belirlenmesi yerine, basit yolla zimmetine geçirdiği 182.000.000 liranın üç misli üzerinden para cezası tayini,
4721 Sayılı Yasanın 471 ve TCK.'nun 33 .maddeleri uyarınca sanıklara hapis hallerinin sona ermesine kadar yasal kısıtlılık altında bulundurulmalarına hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmesi; Sanık Emin hakkında 5 yıldan fazla ağır hapis cezası tayin edilmediği halde TCK.'nun 33.maddesi gereğince kısıtlamaya hükmedilmesi, TCK.'nun değişik 30/2. maddesine aykırı olarak para cezalarında "bin" lira küsurlarının hesaba dahil edilmesi,
Dosya içeriğine göre borçlanmalarına esas işlemlere zimni rızaları bulunan sanık Emin'in oğlu ve annesi ile ortak Ahmet ile ilgili tutarların zimmet miktarından düşülmemesi,
Sonuç: Kanuna aykırı, sanıklar vekillerinin temyiz itirazları ile sanık Osman'ın duruşmalı inceme sırasındaki savunmaları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı CMUK.'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23.02.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy