(5237 S. K. m. 7) (765 S. K. m. 59, 526) (647 S. K. m. 4) (5326 S. K. m. 32)
Dava: Fuhuşa aracılık etmek ve rüşvet vermek suçlarından sanık Gülşen Gulıeva'nın 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 526/1. 59/2, 647 Sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 4. maddeleri gereğince 271.028.475 Türk lirası hafif para cezası ve aynı Kanun'un 213/1, 219/son. 59. maddeleri uyarınca 1 yıl, 1 ay, 10 gün ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına dair, Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.11.2002 tarihli ve 2002/305-281 sayılı kararının infazı sırasında, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, sanığın lehine düzenleme getirilmediğinden bahisle önceki hükmün aynen infazına dair aynı mahkemenin 16.6.2005 tarihli ve 2002/305-281 sayılı ek kararının;
1- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2, 5252 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/3. maddesindeki lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir. şeklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 tarihli ve 2005/3-162-173 sayılı kararına nazaran, lehe yasanın saptanıp uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, kanıt toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa ya da cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden evrak üzerinde karar verilmesinde,
2- 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 32/1. maddesinde yetkili mercilerin emirlerine aykırı davranmak fiillerin yaptırım altına alındığı ve müeyyidesinin de 100 Yeni Türk lirası olduğu gözetilmeksizin, sanık hakkında 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 526/1. maddesi uyarınca 271.028.475 Türk lirası hafif para cezasına hükmedilmek suretiyle fazla ceza tayininde,
3- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun rüşvet teklif etmek suçunu düzenleyen 252. maddesinde suçun alt sınırının 4 yıl olduğu, teşebbüs ile 3/4, 62. maddeye göre de 1/6 oranında takdiri indirim yapıldığı takdirde sanığın cezasının önceki hükümden daha az olacağı gibi anılan Kanun'un 50 ve 51/1. maddelerin de uygulanma olanağının doğacağı gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmasında, isabet görülemediğinden bahisle 5271 Sayılı CMK. nun 309. maddesi gereğince bozulması lüzumu, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 23.11.2006 gün ve 54962 sayılı Kanun Yararına Bozma talebine atfen C. Başsavcılığından tebliğname ile daireye ihbar ve dava evrakı birlikte tevdii kılınmakla gereği düşünüldü:
Karar: 5252 Sayılı Yasanın 9/1. maddesi; 1 Haziran 2005 tarihinde önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak TCK. nun lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde duruşma yapılmaksızın da karar verilebileceğini öngörmüş ise de; sonradan yürürlüğe giren kanunla suçun unsurlarında, sair cezalandırılabilme şartlarında, suçun karşılığında öngörülen ceza yaptırımlarında ve bir cezaya mahkum olmaya bağlı kanuni neticelerindeki değişikliklerin ve bunların uygulama olanaklarının değerlendirilebilmesi, olaya tatbik imkanı bulunan yasanın belirlenebilmesi, değişen temel ceza ve artırım indirim oranları belirlenirken taktir hakkının isabetli kullanılabilmesi, her iki yasayla ilgili değerlendirme sonuçlarının denetime olanak verecek şekilde kararda gösterilmesi ve gerektiğinde kesinleşen önceki hükümde değişiklik yapılabilmesi için duruşma açılıp, tüm bunların neden ve gerekçeleri gösterilmesi gerekirken buna uyulmayarak CMK. nun 34 ve 230. maddelerine aykırı olarak dosya üzerinde yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre de;
765 Sayılı TCK. nun nitelikli rüşvet verme suçunu düzenleyen 213/1. maddesi hükmüne göre rüşvet vaat veya teklif olunmasıyla birlikte suçun tamamlandığı, neticesi harekete bitişik suç olduğundan teşebbüse elverişli bulunmadığı, önerinin memur tarafından kabul edilmemesinin suçun oluşumuna engel teşkil etmediği, buna karşılık 5237 Yasanın 252/1. maddesi rüşvet teklif ve vaat etmeyi suç olmaktan çıkarılmamakla birlikte, rüşvet konusunda anlaşmaya varmayı, suçun tamamlanması için gerekli saydığından önceki yasadan farklı olarak bu suça teşebbüsün olanaklı hale getirildiği, dosyadaki somut olayda olduğu gibi teklifin karşı tarafça red edilmesi nedeniyle anlaşmanın sağlanamaması durumunda, rüşvet vermeye teşebbüs suçunun oluşacağı anlaşılmakla, hükümlü hakkında aynı yasanın 35. maddesi ile uygulama yapılması ve bu sonuca göre lehe yasanın belirlenip ceza tertip edilmesi gerektiği,
765 Sayılı Kanunun 526. maddesinde düzenlenen eylemin 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5326 Sayılı Kabahatler Kanunu'nun 32. maddesinde emre aykırı davranış olarak düzenlenmiş olması ve eylem için belirtilen cezanın 100 Yeni Türk Lirası idari para cezası olması karşısında, bu cezanın hükümlü lehine olduğunun gözetilmemesi,
Sonuç: Kanuna aykırı bulunduğundan, kanun yararına bozmaya dayanan Yargıtay C. Başsavcılığının ihbarname içeriğinin yerinde olduğu anlaşıldığından, Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.6.2005 gün ve 2002/305-281 sayılı ek kararının CMK. nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve müteakip işlemlerin mahallinde merciince yapılmasına, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy