(5237 S. K. m. 7, 252, 257) (765 S. K. m. 212)
Dava: Rüşvet almaya eksik teşebbüs etmek suçundan hükümlüler Halil ve Rıdvan'ın haklarında 5237 sayılı TCK' nun uygulanıp uygulanamayacağı ile ilgili olarak Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nden verilen 17.08.2005 gün ve 2002/450 Esas, 2002/428 sayılı karara karşı hükümlüler müdafiinin vaki temyiz isteminin reddine dair Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nden verilen 02.12.2005 gün ve 2005/893 Esas, 2005/894 sayılı kararın süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi hükümlüler müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığı'ndan tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, hükümlüler Halil ve Rıdvan hakkında verilip kesinleşen önceki hükmün 5237 Sayılı Yasaya uyarlanmasına ilişkin 17.08.2005 gün ve 2002/450 Esas, 2002/428 Karar sayılı ek kararı, duruşma dışında dosya üzerinden verilmiş olsa bile temyiz edilebileceği ve bu nedenle hükümlüler müdafiinin bu karara karşı verdiği 12.09.2005 günlü dilekçesinin temyiz niteliğinde olduğu, bu itibarla Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 05.10.2005 gün, 2002/450 Esas, 2002/428 Karar; Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2005/948 D. İş Esas, 2005/946 D. İş Karar sayılı itirazın Reddine; Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 02.12.2005 gün, 2005/893 D.İş Esas, 2005/894 D.İş Karar sayılı temyiz isteminin reddine dair, kararları hukuken geçersiz bulunduğu ve CMK'nun 264. maddesi uyarınca hükümlüler müdafiinin mercide yanılmasının başvuranın hakkını ortadan kaldırmayacağı nazara alınarak yapılan temyiz incelemesinde;
5252 Sayılı Yasanın 9/1. maddesi; 1 Haziran 2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak TCK'nun lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde duruşma yapılmaksızın da karar verilebileceğini öngörmüşse de; sonradan yürürlüğe giren kanunla suçun unsurlarında, sair cezalandırılabilme şartlarında, suçun karşılığında öngörülen ceza yaptırımlarında ve bir cezaya mahkum olmaya bağlı kanuni neticelerindeki değişikliklerin ve bunların uygulama olanaklarının değerlendirilebilmesi, olaya tatbik imkanı bulunan yasanın belirlenebilmesi, değişen temel ceza ve artırım indirim oranları belirlenirken takdir hakkının isabetli kullanılabilmesi, her iki yasayla ilgili değerlendirme sonuçlarının denetime olanak verecek şekilde kararda gösterilmesi ve gerektiğinde kesinleşen önceki hükümde değişiklik yapılabilmesi için duruşma açılıp tüm bunların neden ve gerekçeleri de gösterilerek hüküm kurulması, gerektiği gözetilmeden dosya üzerinden yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre de;
765 sayılı TCK'nun 212/1. maddesinde tanımlanan yapması gereken işi yapmak için rüşvet almak suçuna 5237 sayılı TCK'de yer verilmediği, eylemin irtikâp suçunu oluşturmadığı takdirde, görevinin gereklerine uygun davranması için veya bu nedenle kişilerden kendisine veya başkasına çıkar sağlamasının 257/3. maddesinde yazılı suçu oluşturacağı gözetilerek lehe kanun belirlenmesinde bu madde ile karşılaştırma yapılması ve sonucuna göre lehe kanunun tespiti gerekirken anılan yasanın 252/1. maddesinin karşılaştırmaya esas alınması,
765 Sayılı Yasanın sanık lehine olduğunun kabulü ile önceki hükmün değiştirilmesine yer olmadığına karar verildiği halde 5237 Sayılı Yasanın 51 ve 53/2. maddelerinin de uygulanması suretiyle hükmün karıştırılması,
Sonuç: Kanuna aykırı, hükümlüler müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan kararın 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22.02.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy