(765 S. K. m. 209) (1412 S. K. m. 321, 322, 323, 324, 325, 326) (5320 S. K. m. 8) (5271 S. K. m. 231) (5237 S. K. m. 7, 250)
Dava: Cebri irtikap suçundan sanık M. E.'nun bozma üzerine yapılan yargılanması sonunda, cebri irtikap'a teşebbüs suçundan mahkumiyetine dair, Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 7.2.2006 gün 2005/311 esas, 2006/32 karar sayılı hükmün süresi içinde duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığından tebliğnameyle daireye gönderilmekle 06.02.2008 Çarşamba saat 14.00'e duruşma günü tayin olunarak sanık müdafiine çağrı kağıdı gönderilmişti.
Belli günde Hakimler duruşma salonunda toplanarak Yargıtay C. Savcılarından M.R.K. hazır olduğu halde oturum açıldı.
Yapılan tebligat üzerine dosyadaki vekaletnameye dayanarak sanık M. E. ve adına gelen Av. M.Ş.E. ve Av. Z.A. huzura alınarak duruşmaya başlandı.
Duruşma isteğinin süresinde ve yerinde olduğu anlaşıldıktan sonra uygun görülen talep ve mütalaa dairesinde sanık hakkında duruşmalı inceleme yapılmasına oybirliğiyle karar verilerek tefhim olunduktan sonra işin açıklanmasına dair raportör üye tarafından düzenlenen rapor okundu.
Raportör üye rapora ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirdi.
Sanık müdafiileri temyiz layihasını açıklayarak savunmada bulunup müvekkili hakkındaki hükmün bozulmasını istediler.
Hazır olan sanık; müdafiilerinin savunmalarına iştirak ettiğini beyan ederek, hakkındaki hükmün bozulmasını istedi.
Yargıtay C. Savcısı tebliğname içeriğini tekrar etti.
Son sözü sorulan sanık ve müdafiileri savunmalarına ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirmekle dosya incelenerek karar verilip tefhim olunmak üzere duruşma 20.02.2008 Çarşamba saat 14.00'e bırakılmıştı.
Belli günde oturum açıldı. Dava evrakı incelenip gereği görüşülmüş olduğundan aşağıda yazılı karar ittihaz olundu.
765 sayılı TCKnun 209/1. maddesinde tanımlanan cebri irtikap suçu memurun nüfuzunu, kudretini kötüye kullanmak suretiyle ferdi zorlaması sonucu, uğrayabileceği haksız işlemi önleyebilmek durumunda kalan ferdinona çıkar sağlaması veya vaat etmesiyle oluşur. Fert, temin veya vaat ettiği çıkarın yasa dışı olduğunu bildiği halde memurun haksız işlemi önlemek zorunluluğu duyduğu ve manevi baskısı altında kaldığı suçun mağdurudur.
İkna suretiyle irtikap ise; sanığın memuriyet sıfatını veya görevini kötüye kullanarak, yasal olarak ödenmesi gerekmeyen bir paranın ödenmesi gerektiğine mağduru inandırarak kendisine veya başkasına menfaat sağlamasıdır. Mağdur ödemenin gerekli olduğu hususunda kandırılmıştır.
Dava konusu olayda; aracı ile seyreden müştekinin görevli trafik ekibince durdurularak, hız sınırı aşıp radara yakalandığı bildirilip; ekip amiri olan sanığın yanına götürüldüğünde; sanığın, cezasının 34.800.000 TL. olduğunu ancak peşin öderse 17.100.000 TL. alacağını söylemesi üzerine, müştekinin cezayı yazması için 20.000.000 TL'yi sanığa verdiği sırada, sanığın müştekiyi bir yerlerden tanıdığını söyleyip sohbete başladığı ve 7.000.000 TL. ceza keseceğini söyleyerek 10.000.000 TL'yi iade ettiği; verdiği paraya karşılık makbuz düzenlenmeyince ondan ayrılıp, arabasına yönelen müştekinin tepki göstermesi nedeniyle, ekipte bulunan polis memuru A. M.'in sanıktan 10.000.000 TL'yi alıp müştekiye iade ettiği; ertesi gün müştekinin şikayette bulunduğu dikkate alındığında; Yasanın aradığı anlamda, irtikapın icbar unsurunun gerçekleşmediği, trafik suçunun işlediğinin sabit olmaması ve bu konuda radar tespit, trafik ceza tutanağı da düzenlenmemiş olmakla; yasal olarak ödenmesi gerekmeyen bir parayı ödemesi gerektiğine müştekiyi ikna edip parayı da alan sanığın; tamamlanmış ikna suretiyle irtikap suçundan mahkumiyet yerine yazılı şekilde hüküm kurulması,
Hükümden sonra 8.2.2008 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve TCKnun 7/2. maddesi uyarınca sanık yararına olan 5728 sayılı Yasanın 562. maddesinin 1. fıkrası ile değişik CMKnun 231/5. maddesinde öngörülen sınırın 2 yıla çıkarılması ve anılan Yasanın 2. fıkrası ile de 231/14. maddesindeki soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suç olma koşulunun kaldırılması karşısında, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının karar yerinde tartışılması lüzumu;
Kabule göre de;
765 sayılı TCK'ya göre belirlenen sonuç hapis cezası sanığın lehine olduğu gibi 647 sayılı Yasanın uygulanabilirliği düşünüldüğünde yazılı gerekçe ile lehe yasanın yanlış belirlenmesi,
Eylem, paranın alınması ile tamamlandığı halde teşebbüs hükümlerinin uygulanması suretiyle noksan ceza tayini,
Sonuç: Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün kazanılmış hak saklı kalmak üzere 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUKnun 321-326. Maddelerince BOZULMASINA, 20.02.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy