(5237 S. K. m. 53, 247, 248) (YCGK. 17.10.2006 T. 2006/5-165 E. 2006/213 K.)
Dava: Nitelikli zimmet suçundan sanık M. S.'ın yapılan yargılanması sonunda; eylemi basit zimmet vasfında görülerek mahkumiyetine dair, Bursa 5. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 28.11.2006 gün ve 2006/181 Esas, 2008/534 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Suçun 5237 sayılı Yasanın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesine rağmen 53/5. maddenin uygulanmaması karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Emniyet Müdürlüğüne bağlı Pasaport Büro Amirliğinde polis memuru olup, muhasebe yetkilisi mutemedi olarak görevlendirilen sanığın, Mal Müdürlüğünden aldığı ve satışı yapılan pasaport bedellerini on beş gün içinde ve her halde mali yılın son iş gününde muhasebe biriminin veznesine yatırması gerektiği halde, 2004 yılı ile 10.03.2006 tarihleri arasında teslim aldığı ve vatandaşa verip parasını tahsil ettiği toplam 501 adet pasaport bedelini yatırmayarak mal edindiği, yıl bitiminde Pasaport Büro Amirliğine ait pasaport alanlar ve temdit kayıt defterinde bunları devir gösterdiği ve yine ilçe emniyet müdürünün imzasını taklit ederek Mal Müdürlüğüne hitaben yazdığı 31.12.2005 günlü yazıda da verilen pasaportların devrettiğinin bildirildiği ve bu şekilde açığa çıkmasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarda bulunduğu ve suça konu pasaportların satıldığının Mal Müdürlüğü tarafından öğrenilmesini engelleyerek müteselsil zimmet fiilini uzun süre sürdürdüğü nazara alınarak hakkında 5237 sayılı TCKnun 247/2. maddesinin uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi,
Ayrıntıları Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.10.2006 gün ve 2006/165-213 sayılı kararında açıklandığı üzere soruşturma evresinin suç şüphesinin C. Savcısı tarafından öğrenilmesiyle başlayacağı, TCKnun 248. maddesi uyarınca etkin pişmanlık nedeniyle indirim yapılacak hallerde, ödemenin, olay C. Savcılığınca öğrenilmesi ve soruşturma işlemlerine başlanılmasından önce yapılması halinde 1. fıkranın, diğer hallerde ise 2. fıkranın uygulanması gerektiği, sanığın kurumunda yapılan incelemeler sırasında 13.03.2006 ve 17.03.2006 tarihlerinde zimmetine geçirdiği parayı tamamen iade ettiği, savcı görüşme tutanağına göre 17.03.2006 günü saat 21.30'da C. Savcısına durumun bildirildiği ve adli soruşturmanın başladığı, bu nedenle ödemenin kurum içi araştırma esnasında, soruşturma öncesi yapıldığı ve sanığın hemen ödeme iradesi nazara alınarak cezasından 5237 sayılı TCKnun 248/1. maddesi uyarınca 2/3 indirim yapılması yerine 248/2. maddesiyle 1/2 oranında indirim yapılması suretiyle fazla ceza tayini,
5237 sayılı TCKnun 53/3. maddesine göre 53/1-c maddesinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile ilgili hak yoksunluğunun koşullu salıvermeden sonra uygulanamayacağı gözetilmeden, hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanmasına karar verilmesi,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş ve sanık müdafiin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUKnun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09.02.2009 tarihinde ve eylemin nitelikli zimmet olacağına dair bozma bakımından oyçokluğuyla, diğer yönlerden oybirliğiyle karar verildi.
KARŞI OY
Sanık, 30.03.2004 ile 10.03.2006 tarihleri arasında Mal Müdürlüğünden aldığı pasaportlardan 501 adedinin satış tutarını şahsi işlerinde harcayarak zimmetine geçirmiştir.
Kasasında yapılacak herhangi bir kontrol ve denetimde bu zimmetin kolayca saptanması olanaklı olup, nitekim bu şekilde ortaya çıkarılmıştır.
Sanığın, pasaport alanlar temdit ve kayıt defteri ile vezne alındısı, pul ve değerli kağıt bordrolarında keza Emniyet Müdürünün imzasını taklit ederek Mal Müdürlüğüne yazdığı yazıda, karşılığını zimmetine geçirdiği bu pasaportları satılmamış gibi bir sonraki yıla devir olarak göstermesi basit araştırmayla ortaya çıkarılan zimmeti nitelikli hale dönüştürmeyecektir. Dolayısıyla sanığın düzenlediği bu gerçek dışı belgelerin aldatıcı özelliği bulunmamaktadır.
Öğreti ve uygulamada benimsenen düşüncelere göre de; aldatıcı özelliği bulunmayan bir davranışı hile olarak nitelendirmek de mümkün değildir. Öte yandan pasaportların satış tutarını zimmetine geçirdikten sonra zimmeti gizlemek için sanığın gerçek dışı belgeler düzenlemesi unsurlarının bulunması halinde başka bir suçu oluşturabilirse de zimmeti nitelikli hale dönüştürmeyecektir.
Bu itibarla; eylemi basit zimmet olarak kabul eden mahkemenin kararı isabete haiz olduğundan nitelikli zimmet suçunu oluşturduğunu benimseyen sayın çoğunluğun düşüncesine iştirak edilmemiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy