(2709 S. K. m. 141) (5237 S. K. m. 247) (5271 S. K. m. 34, 230, 232, 289)
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Sanık hakkında TCK'nın 247/1 inci maddesi uyarınca zimmet suçundan cezalandırılması için kamu davası açıldığı halde, sanığa atılı bulunan eylemin bu suçu oluşturup oluşturmayacağı tartışılmaksızın güveni kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine karar verilmiş ise de, Anayasa'nın 141, 5271 sayılı CMK'nın 34, 230 ve 289/1-g maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının sanıkları, katılanı, C. Savcısını ve herkesi tatmin edecek, Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde olması gerektiği nazara alınarak, Yargıtay'ın gerekçelerde tutarlılık denetimi yapması ve bu açılardan mantıksal ve hukuksal bütünlüğün sağlanması için kararın dayandığı tüm verilerin, bu veriler konusunda mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması ilkelerine uyulmadan, CMK'nın 230/3 ve 232/6 ncı maddelerine de aykırı olarak, sanık hakkında yazılı şekilde gerekçeden yoksun olarak hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1 inci maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, 17.10.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy