(5237 S. K. m. 7, 257)
Dava: Basit zimmet suçundan (iki kez) sanık İ. K.'un yapılan yargılanması sonunda; eylemlerinin görevi kötüye kullanma suçlarını oluşturduğunun kabulüyle 3.8.2000 tarihli eyleminden dolayı açılan kamu davasının zamanaşımı sebebiyle düşmesine, diğer eylemi ile ilgili açılan davadan mahkumiyetine dair, Nazilli Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 05.03.2009 gün ve 2007/207 Esas, 2009/55 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi katılan vekili ve sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay C. Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Sanık hakkında 03.08.2000 tarihli eyleminden dolayı açılan kamu davasının zamanaşımı sebebiyle düşmesine ilişkin hükmün incelenmesinde;
İddia, savunma, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre sanığın belediyeye ait dozerin satışından elde edilen parayı kayıtlara intikal ettirmeyip zimmetine geçirdiğinin sabit olduğu ve mahkemece de oluş bu şekilde kabul edildiği halde suç nitelemesinde yanılgıya düşülerek zimmet suçundan mahkumiyeti yerine yazılı şekilde eyleminin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğunun kabulüyle kamu davasının düşmesine karar verilmesi,
Sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde ise;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sultanhisar C. Başsavcılığının 2007/60 Sayılı soruşturma numarası üzerinden yürütülen A. K. adlı şahsa taşınmaz satışı ile ilgili dosyanın akıbeti de araştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Hükümden sonra 19.12.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 Sayılı Kanunun 1. maddesiyle TCKnun 257/1-2. madde-fıkralarında yer alan kazanç sözcüğünün menfaat olarak değiştirilmesi ve bu fıkralarda öngörülen cezaların alt ve üst sınırlarının indirilmesi karşısında TCKnun 7/2. madde-fıkrasındaki suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur hükmü gözetilerek, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 Sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUKnun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 21.09.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy